Dikili Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile birlikte, bu yıl bir ödülün ilkini verdi: Nazım Hikmet Barış Ödülü. 1-2 Eylül 2012 tarihlerinde, Barış ve Nazım Hikmet Günleri kapsamında birçok etkinlik yapıldı. Konserler, paneller, şiirler, yürüyüşler…

Nazım’ın vasiyetini yerine getirircesine, bir çınar ağacının eşlik ettiği Nazım Hikmet Parkı ve büstü de açıldı. Yaşar Kemal ödül törenine gelemedi ancak biz mesajını iletiyoruz.

daf1f-yac59far2bkemal

Sevgili arkadaşlar,

Burada Nazım Hikmet adına konulmuş barış ödülünü almak benim için büyük bir onurdur. Gelemediğim, sizlerle birlikte olamadığım için üzülüyorum ama bu ödül benim için bir mutluluk oldu.

Bugünkü insan uygarlığının dölyatağı Akdeniz’dir. Anadolu toprağı, hoşgörünün, kardeşliğin, çeşitli öğelerin kaynaştığı, demokrasinin boy atabileceği bitek bir topraktır. Nazım Hikmet çağımızın en büyüklerindendir. Dünyanın da ülkemizin de barışa susadığı bugünlerde Akdeniz kültürünün süregeldiği Dikili’de, Nazım Hikmet Barış Parkında hepinize selam eder, teşekkür ederim.

Geride bıraktığımız belki de insanlığın en acılı yüzyılı olan yirminci yüzyıl kanlı dünya savaşlarını, tarihin en büyük soykırımlarını yaşadı. Tarih boyunca her savaş bir yıkım olmuştur. Yenenler de yenilenler de, savaşların dışında kalanlar da aynı yıkımdan kurtulamamışlardır. Savaşlar insanların ölüm fermanıdır, savaşlar üstünde yaşadığımız toprakların, doğamızın ölüm fermanıdır. Her savaş, adı ne olursa olsun, insanlığımızı çürütür, vicdanımızı çürütür. Savaş ölümdür, insanın, doğanın, sevginin ve insanoğlunun binlerce yılda oluşturduğu değerlerin ölümüdür. Savaş insanlığı yüzyıllarca onulmayacak biçimde yaralar, insan soyunun yüzyıllardır geliştirdiği hukuku, insan hakları düşüncesini bir anda bir varmış bir yokmuş eder.

Bugün dünyalar yıkılıyor, doğa yok ediliyor ve insanları birer obur canavar haline getiren bir doyumsuzlar toplumu, bir tüketim dünyası yaratılıyor. Hiçbir çağda kötülük böylesine örgütlenmedi ve güçlü olmadı. Gözü dönmüş bir savaş kışkırtıcılığı almış başını gidiyor.

Sanat, gerçek sanat, zulmün, şiddetin, tüketici oburluğun, insanca olmayan her davranışın karşısındadır. Çünkü ne olursa olsun, her biçim sanatın birinci işi başkaldırıdır. Sanat insanları yalana, zulme, bitip tükenmeyen anlamsız savaşlara, bütün kötülüklere karşı uyarır. Sanatlar içinde özellikle söz sanatları insanlığın gelişiminde öncülük etmiştir. Epopeleri yani destanları düşünelim. Her destan bir yaşama sevinci çığlığıdır, bir umuttur, yaşama bir minnet türküsüdür. Halkta ve doğada karamsarlık yoktur. Halk ve doğa durmadan yaratır; karanlıktan aydınlık, umutsuzluktan umut…

İşte Nazım Hikmet’in insanlığı ve şiiri de budur. Elinde büyük hüneri, çağların büyüğüydü, Türkiyemiz onun değerini hiç anlamadı. Yine de onu anlayanlar, az da olsak çok da olsak bu bizim mutluluğumuzdur. Bütün büyük sanatçılar gibi Nazım Hikmet de bize kimin yanında olacağımızı göstermiştir. Ölümün yanında değil, barışın, kardeşliğin, yaşama sevincinin yanında, karanlığın değil, aydınlığın yanında, düşmanlığın değil, sevginin yanında. Ve Nazım Hikmet her zaman halkların yanında olmuştur. Nazım Hikmetler oldukça insanlık da olacaktır.

Bu güzelliği bilmeliyiz.