76370-1208141.jpg

Gündüz niyetine anlatayım; geçende bir rüya gördüm.

Pınar Kür, Ayvalık’ta beni bekliyormuş. İlgileneceğini düşündüğün arkadaşlarını da al gel ama 10 kişiyi aşmayın diyor. 6-10 Eylül 2013 tarihleri arasında yazarlık atölyesi yapacakmışız: “Pınar Kür’le Yazarlıkta Ustalaşıyoruz”.

Bu fırsat kaçmaz! Yaz boyunca yılın yorgunluğunu üzerimden atmışken, rehavete kapılmadan, yazarlıkta ustalaşıp işe güce dönmekten daha güzel bir yazsonu planı olabilir mi?

Fiyatı da uygun: Sadece kokteyller, atölye ve ikramlar için 1.000 TL.

Tamam işte, gece istersem kumsalda yatarım. Yazlık yer, bir yerlerden ebegümeci, kuzukulağı toplar karnımı da doyururum. Sonra da bunları cefa çekmişim gibi romanımda yazarım, ilk ustalık eserimi de vermiş olurum böylece. Pek rahatladım…

Derken masam da birden bir broşür peydah oldu. Ayvalık’a gidişimi bir hafta önceye çekmeye karar verdim böylece. 2-9 Eylül tarihleri arasında Ayvalık Kültür-Sanat Günleri kapsamında Mario Levi, Mine Söğüt, Aslı Tohumcu, Murat Gülsoy ve İnci Aral birer ikişer günlük yazarlık atölyesi yapıyormuş. Onların kontenjanı 15 kişiyle sınırlı ama ücretsiz galiba. Belki şöyle kapıdan bakar çıkarım. Parasını ödemeden ustalaşmaya karşıyım, etik olarak.

Onun yerine 6 Eylül’de Ayvalık Ticaret Odası’nda Hoş geldin Kokteyli ile başlayıp, son günü Pınar Kür’ün evindeki Veda Kokteyli ile biten o muhteşem ustalık atölyesine odaklanırım. Üstelik dersler her gün sadece 3 saat. Ders ama yine tatile de vakit kalıyor yani…

Ben böyle düşünürken, bir ses duyuyorum: “Türk ve dünya edebiyatından başyapıtların yazma teknikleri ve anlatım biçimleri üzerinde çalışılacak atölyede her gün 14:00-17:00 arasında 3 saat boyunca Pınar KÜR’le birlikte olacak katılımcılar, Ayvalık’ın eşsiz doğasında yazmanın keyfine vararak, mevcut yazı çalışmalarını da Pınar KÜR’le değerlendirme imkanı bulacak,” diyor. Ooohhh, tam benlik…

Hangi başyapıtları okuyacağız peki?

  1. Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları 
  2. Pınar Kür, Akışı Olmayan Sular
  3. Pınar Kür, Hayalet Hikayeleri

Yahu ben vaktiyle Türk ve dünya edebiyatının başyapıtlarını okumuşum, boşunaymış kaygılarım, dedim. Bir ohhh çektim ki sormayın…

Neden?

Kan ter içinde uyandım sonra. Tövbe tövbe, rüyalar tersine çıkarmış, diye diye kendime gelmeye çalıştım. Kahvemi içerken, bilgisayarımı açtım. İnternette bir haber: “Pınar Kür yazarlıkta ustalaşmak isteyenleri Ayvalık’ta bekliyor”

Bir yazar ustalaştığına ne zaman karar verir?

Böyle bir karar nasıl alınabilir?

Yazar, ben bu işin ustasıyım, deyince insanlar neden garipsemez?

Yazar hızını alamayıp gelin de öğreteyim, deyince insanlarda neden kaçma hissi oluşmaz?

Bir ticaret odası ve bir halkla ilişkiler firması neden insanların yazarlıkta ustalaşmasını dert edinir?

Bir yazar, kendi kitaplarını nasıl “Türk ve dünya edebiyatının başyapıtları” arasında sayar?

Bir yazarın okurlarına saygısı neden olmaz?

Mesut Varlık

Taraf Kitap Ekinin 31. sayısında (Ağustos 2013) yayımlanmıştır.