8da23-img_7477

Kapalı bir öğleden sonra, bir İtalyan kasap yaşlı bir kadına yarım kilo et satıyordu ama o denli yaşlı bir kadın yarım kilo eti allah bilir ne için kullanacaktı!

O kadar eti yemek için fazla yaşlıydı. Belki de eti, arı kovanındaki arıları için kullanacaktı ve onu evde bekleyen, içleri balla dolu beş yüz kadar sarı arı vardı.

“Bugün ne vereyim size?” diye sordu kasap. “Çok güzel kıymam var. Yağsız.”

“Bilmiyorum,” dedi kadın, “kıyma istemiyorum sanırım.”

“Ama yağsız. Kendim çektim kıymayı.”

“Kıyma istemiyorum sanırım.” dedi kadın.

“Ama,” dedi kasap, “kıyma yemek için uygun bir gün. Dışarı bakın. Hava kapalı. Bulutlar yağmur dolu. Size kıyma veriyorum.”

“Hayır” dedi kadın. “Kıyma filan istemiyorum ve yağmur yağacağını düşünmüyorum. Bence güneş çıkacak ve güzel bir gün olacak ve ben yarım kilo ciğer istiyorum.”

Kasap afalladı. Yaşlı kadınlara ciğer satmak istemezdi. Nedense, asabı bozuldu. Kadınla daha fazla konuşası gelmedi.

Büyük ve kırmızı bir parçadan gönülsüzce bir dilim kesti, beyaz yağlı kağıda sardı ve kahverengi bir poşete koydu. Kasap için çok tatsız bir işti.

Parasını aldı, para üstünü verdi, dükkanın arkasına geçip sinirinin yatışmasını bekledi.

Yaşlı kadın, kemiklerini bir geminin yelkenleri gibi kullanarak caddeye çıktı. Elindeki ciğeri oldukça dik bir tepeye dikeceği bir zafer bayrağı gibi taşıyordu.

Yokuşu tırmandı ve çok yaşlı olduğu için çok zorlandı. Tepeye varmadan önce birkaç kez durmak ve dinlenmek zorunda kaldı.

Yokuşun tepesindeydi evi: cumbaları olan büyük bir San Francisco eviydi ve pencereleri kapalı havayı yansıtıyordu.

Küçük bir güz tarlası gibi olan el çantasını açtı, yaşlı bir elma ağacının yere düşmüş dalları arasından anahtarlarını buldu.

Sonra kapıyı açtı. Sevilen ve güvenilen bir dost gibiydi ev. Kapıya doğru başını sallayıp içeri girdi ve arılarla dolu olan odaya doğru uzun bir koridordan geçti.

Odanın her yerinde arılar vardı. Koltuklarda arılar. Kendisinin ve vefat etmiş anne babasının fotoğrafları üzerinde arılar. Perdelerin üzerinde arılar. Bir zamanlar 1930’lardan ses vermiş olan eski radyonun üstünde arılar. Tarağının ve fırçasının üstünde arılar.

Ciğer paketini açarken arılar çevresinde sevgiyle uçuştu. Ciğer paketini açtı ve kararmış gümüş tabağa bıraktı. Güneş açtı.

Richard Brautigan

Çeviren: Onur Çalı

Sarnıç Öykü’nün 14. sayısında yayımlanmıştır.