2e13c-31150_387776255307_344172930307_4499284_6614563_n

Uğruna tacını tahtını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.

Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.

Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; beş yüz, gerekirse beş bin hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.

Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yine bir kadının marifetiyle öğreniyoruz: Filiz Bingölçe. Bir erkek yapsaydı mutlaka eksik kalırdı, çünkü bir kadının dilini ancak bir kadın çözer.

Kitabın ilk baskısı Metis etiketiyle Ekim 2001 yılında yapılmış. Yayınından bir ay sonra savcılık sözlüğü keşfeder ve müstehcen bularak 1.800 TL ceza kesip yasaklanmasını talep eder. TCK 426/1. maddesinden dava açılır. Porno yayınlar için kullanılan bu maddeyi mahkeme yersiz bulur ve sözlüğün toplatılması talebini reddeder.

Hulki Aktunç’un önsözde ifade ettiği gibi, “Pirimiz Kaşgarlı Mahmut’tan Ali Püsküllüoğlu’na…” sözlü bilgi kaynaklarını derleyip bizlere ulaştıran bu insanlar sayesinde (hiç farkında olmadan ve çoğu zaman hayran olduğumuz hatta taptığımız) sözcüklerle yarattığımız duygularla yaşıyoruz. Çok şey borçluyuz bu insanlara. Aktunç’un büyük Argo Sözlüğü’nden sonra Filiz Bingölçe’nin Kadın Argosu Sözlüğü büyük bir boşluğu dolduruyor.

Filiz Bingölçe giriş yazısında, bu dili yaratanlarla bir geçit yapar adeta, “İşte tümü burada… güzeller ve lanetliler, geceleyin sevecenliği gelenler, çöplük turnaları, yüzü yaralılar, ciciği bereliler, şekli bozulmuşlar, rahmi alınmışlar… Bu dili ya ben koparırım, ya onlar.”

Büyük dillerin belli başlı sözlüklerinde yer alan ”kadın dili” kategorisi bizde hemen hemen hiç işlenmemiştir, incelenmemiştir, diyor Aktunç.

Argo, bir dilin fırlama sokak çocuğu gibidir. Argosu olmayan tek dil, bilgisayar/yazılım dili olsa gerek. Bazen, yakası açılmadıktır, bazen bayramlık ağızdır. Gülünçtür, şakacıdır, sevimlidir. Çoğu zaman tekinsizdir, vur-kaçtır, acımasızdır. Baş edemediğine, güçlüye, egemene karşı kullanılan bir öç alma, alay hatta saldırı dilidir. Onu bilmediği, kodlarını çözemediği dille aşağılar, cezalandırır. Erkeklere olduğu kadar hemcinsine karşı kullanmaktan da çekinmez. Zeki, estetik, kafiyeli diliyle kadın argosu karşısında kaba, basit erkek argosunun şansı yok gibidir.

62dea-hayv-kahraman_hold-still_2010_oil-on-linen_106.6x172cm.jpg

Argo ile küfür eş anlamlı olmasa bile birbirine çok yakın, belki bir adım ötesidir. Bir yanıyla küfür, daha sokak dili gibi durur açık alanda kullanıldığı için.

Erkeğin aktif, baskın, muktedir; kadının pasif, zayıf ve edilgenliği üzerinden kurgulanıyor küfür ve argo. Becermek, koymak, geçirmek, atlamak, düzmek, sikmek hep aktifliği, iktidarı anlatır ve erkekçedir. Bu kavramları zaman zaman kadınların da kullandığına rastlamışsınızdır. Hatta bir adım ötesi, “erkek gibi kadın” deyimi, erkek gibi küfredebilme yetisini içerir.

İnternet çağında çoğu deşifre olsa da bu kez sakınmadan doğrudan üzerine üzerine püskürtür kelimelerini, deyimlerini. İki taraf da çok iyi bilir acıtacağı ve acıyacak yeri. Bazı TV dizilerinde çerez niyetine ve sadece Romanların, lümpenlerin kullandığı bir dilmiş gibi sunulmaktadır. Öyle ya, terbiyeli Türklere yakışmaz elbet!

Türk edebiyatında yazarlar argo dilin kullanımı konusunda geçmişten günümüze hayli ürkek davranmıştır. Yine argonun kardeşi olan erotizme ise daha da uzaktır. Bir parça Murathan Mungan’ın Üç Aynalı Kırk Oda’sı ile Adalet Ağaoğlu’nun Ruh Üşümesi romanı utangaç birer deneme gibidir.

Genelde argo ve kadın argosu yalnız varoşların, itilmişlerin, ötekilerin dili değildir. Sözcük ve deyimlerin büyük çoğunluğunun cinsellik yüklü olması, açıkça söylenemeyenin sadece bu insanların değil, hanım hanımcık görünen ve elbette aynı dürtüleri yaşayan kadınların da dilidir.

Gecekondu mahallelerinde sosyal çalışma yapanlar bilir; “dışardan” gelene karşı ilk anda argonun hası (had bildirme, çizgi çekme, ders verme) uygulanır. Gelen buna hazırlıklı değilse hayli hırpalanır, hatta alanı terk eder. Direnir kalırsa o zaman argonun kodlarını çözdüğü gibi artık “onlardan” biri olur ve becerebilirse daha rahat, kolay yürür çalışmalar.

Kentsoylu kadının da argosu vardır hiç kuşkusuz. Kendisi de bir zamanlar genç kız, gelin olmuş ve kaynanasından, annesinden, teyzesinden o dili öğrenmiştir. Ak saçlı ninelerin bu dili kullandığını düşünüp o muzırlıklardan izler aramaz mısınız o kırış kırış ama nurlu yüzlerinde? Ayrıca, yaşlılığın sağladığı dokunulmazlık sayesinde argo dilini daha da pervasız kullanabildiklerini de unutmayalım.

13d7a-picture-3-hk00

Bir kısmı bu sözlükte de yer alan “babaanne-anneanne küfürleri” olarak adlandırabileceğimiz bu deyimlerden bazı örnekler:

  • Karı var karıcık var, am var amcık var.
  • İki tahtayı çatmışlar, karı diye satmışlar. (Sevilmeyen gelin)
  • Her sikim hıyar diyene bir avuç tuz alıp koşma.
  • Verecekse, kapı deliğinden de verir. (Sersem gelin ya da kız)
  • Şeytan boş kalınca taşaklarını tartar. Aylak bakkal, taşaklarını tartar.
  • Allahümme fi karar, sokak sokak sik arar.
  • Sikli baba türbesine çevirdiniz burayı be!
  • Kırk sikin artığı koca götlü karı.
  • Aha şuna bak, çingene amından ucuz.
  • Başıma gökten eşşek siki yağdırdın.
  • Yektir suçum, yoktur kıçım. (Zayıf kadınlar için)
  • Kaldır dik, yatır sik. (Aptal kadınlar için)
  • Sen de hem canın cennette, hem sikin amcıkta olsun istiyorsun.
  • Paran varsa yancıkta, sikin oynar amcıkta. (Rahatına düşkün adamlar için)
  • Bu ne kızım paşa sikti havası gibi? (Havalı, görgüsüz kızlar için)
  • Sana demirden sik olsa dayanmaz. (Malının kıymetini bilmemek)
  • Sersem sikin tohumu, nursuz amın çiçeği.
  • Sersem sikin kel dölü. Am yüzlü, taşak gözlü. (Söz dinlemeyen torun, çocuk)
  • Al işte, ananın şeyine benzedi. (Bir şeyi beceremediği, bir işi ters gittiği zaman)
  • Benim canımı sıkma, altındakini alır alnına takarım.
  • Gör götüm yolları tambura çalsın kılları. (Aylaklıkla yapılan ve hiçbir işe yaramayan gezintiler için)

“Argo, dilin gizli örgütüdür.” diyor ya Hulki Aktunç, işte bunlar da bu örgütün gizli yazışmaları.

Servet Şengül

Resimler, Hayv Kahraman’a ait.