1-1545227022

Böyle söyleyince kızanlar oluyor ama doğru anlaşılacağımı umuyorum hala işte, safça: Keşke Babil Kulesi’ne hiç kalkışmasalardı atalarımız da biz de bu çok dillilik denen lanete maruz kalmasaydık. Kelimeler, Babil Lanetinin güdümlü füzeleri gibi asırlardır bırakmadılar peşimizi. Ve işte hal-i pür melalimiz: Kelimelere ve çeviriye -maalesef- muhtacız.

Dil karşısındaki çaresizliği çok seviyorum. Hiçbir zaman insanı tatmin etmeyen ve sancılı bir haz veren edebiyat çevirisini de. Bu çaresizlik ve sancılı hazzın doruğa ulaştığı durumlar da oluyor. Nasıl bazı kitapları ya da yazarları okuyamazsanız, sarmazsa, bazı metinleri de çeviremezsiniz. Zorlamaya gerek yoktur.

Ernest Hemingway’in bir öyküsü var; Ülkü Tamer ustanın çevirisiyle: Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler. Bu öykü, çok güzel bir öykü. Şüphe yok. Ülkü Tamer versiyonu da Ernest Hemingway versiyonu da ayrı ayrı güzeller. Bir erkek ve bir kadının bir istasyonda trenlerini beklerkenki sohbetleri, diyebiliriz zalimce özetleyerek.

Elbette zalimiz. İyi öyküler, iyi şiirler gibi tıpkı, özetlenmez, anlatılmaz, açıklanmaz; ayıptır.

Ama işte el mecbur.

Öyküye dönelim. Öyküde kadın ve erkek arasında bir ameliyat/operasyon muhabbeti geçiyor. Belli belirsiz şekilde bu operasyonun kürtaj olduğunu anlıyoruz. İyi güzel de bu belirsiz keskinliği nasıl çevireceksin? Olmuyor azizim. Ülkü Tamer’in çevirisi iyi olmasına rağmen, ne yalan söyleyeyim, orda da olmamış o kısım. Çünkü Babil, çünkü lanet, çünkü güdümlü füzeler yalnızca o dilin sınırlarında gezinirler.

Ben Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler’i çevirdim ve fakat bir öfke nöbetinde bilgisayarımı döve döve bozunca o çeviri de gitmiş oldu. İyi de oldu. Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler’i rahat bırakmış oldum.

Onur Çalı

Neyse ki şiir var.

Hemingway’ in Bir Hikayesinden Çağrışımlarla

Kadın ve adam oturuyorlardı
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni

Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü
Aşkımız bitmesin isterim dedi

Biralar içildi ve başka içkiler
Kadın ve adam kederliydiler
Ne birleşiyor, ne ayrılıyor elleri

Neden, neden sönüp gider bir aşk
Acının silinmez tortusunu bırakarak
Onulmazca inciterek yürekleri

Kadın daha gerçek bir acıyla yaralıydı belki de
Tasalı bir sevecenlikle baktı erkeğine
Gözyaşları içinde gülümsedi

Kadın ve adam oturuyorlardı
Aralarında bir masa vardı
Ve hüznün aşılmaz engelleri

Ataol Behramoğlu