1977c-anne2b2

Aylar var ki mühürlüydü elim,
bir teneke kutuda. Hiçbir şey yoktu orda, korkuluklar dışında.
Yaralıydı belki, diye düşündüm,
bu yüzden kilitlediler.
Ama sonra baktım kutuya, sessizce yatıyordu.
Öyle ki, diye düşündüm,
bir saat gibi bakarak ona
ve ince yeraltı damarlarına
söyleyebilirdiniz zamanı.
Baygın bir kadın gibi yatıyordu orda
yabancı tüplerle borularla beslenen.

El yığılmıştı,
küçük ahşap kumru
inzivaya çekilmişti.
Ters çevirdim, yaşlanmıştı avuç içi
çizgiler dantel işi gibi iz sürülüp
dikilmişti parmaklara.
Yağlıydı ve yumuşak ve çıkmaz bazı yerlerde.
Kırılganlıktan ibaret.

Ve bunların hepsi metafor.
Sıradan bir el aslında – yalnızca
dokunmak için
ve dokunulmak.

Köpek dokunmayacak.
Bataklıktaki bir kurbağaya sallıyor kuyruğunu.
Bir tas köpek mamasından daha matah değilim.
O kendi derdinde.
Kız kardeşlerim dokunmayacak.
Onlar okulda yaşıyorlar, limonata gibi akan
düğmeleri ve göz yaşlarıyla.
Babam dokunmayacak.
Evle bozmuş kafayı ve geceleri bile
annemin yaptığı bir makinede yaşıyor
ve işiyle sarhoş, işiyle.

Sorun şu ki
izin verdim mimiklerimin donmasına.
Sorun mutfak değildi
ne de laleler.
Kafamdaydı sorun, kafamda.

Sonra bunlar tarih oldu hep.
Elin elimi buldu.
Hayat parmaklarıma kanla hücum etti.
Ah, marangozum benim,
parmaklarım yeniden yaratıldı.
Seninkilerle dans ediyor.
Çatı katında ve Viyana’da dans ediyorlar.
Elim tüm Amerika’da yaşıyor.
Ölüm bile durduramayacak onu,
kanını dökse de.
Hiçbir şey durduramayacak onu, çünkü burası krallık
ve onun krallığı geldi.

Anne Sexton

Çeviren: Ozan Çororo

Mevsimlik şiir dergisi CazKedisi’nin ikinci sayısında yayımlanmıştır.