e4ff2-lionel252bmessi252bargentina252bv252bbosnia252bherzegovina252b_hfyrt42wynl

messi’nin dünya kupası sırasındaki endişesi (13.06.2014)

“Leo, yavrum, gollerini bekliyoruz yavrucum!”

“Sağ ol anne iyiyim, sen nasılsın?”

Tribi görmeyen anne, el yükseltti: “İyiyiz iyiyiz, dayın da burda, gollerini bekliyoruz keratanın diyor bak, ona göre. Çok selamı var.”

“Tamam anne, görüşürüz, kapatmam lazım.”

Andrés oflaya puflaya gazeteleri aldı eline, sıkıntısını dağıtmak için. Arka kapak güzellerine baktı. Sonra dayanamadı, spor sayfasını açtı: Messi, kariyerini dünya şampiyonluğuyla taçlandırabilecek mi?

Offf! İçi sıkıldı gene. Ne yaparsam memnun olacak la bunlar, diye geçirdi içinden. Dışarıya renk vermedi. Sahada kaybedebilirdi ama efendilik savaşında yenilemezdi.

Otelin önüne çıkıp donunda zor zamanlar için sakladığı cigara paketini yokladı. Bir dal çekti. Omuzlarındaki 5.9742×1024 kg ağırlık yüzünden, sol omzu düşmüştü. Dışardan bakanlar Eşrefpaşalı bir kabadayı gördüklerini sandılar.

tanrı’nın topu (13.07.2014)

Gazeteler haberleri vermiyordu ama biliyordu Leo, ortalık karışıktı, protestolar vardı.  Kurtarıcı İsa heykelinin kanlı gözyaşları döktüğü söyleniyordu. Zaman zaman takımların otobüslerini taşlamaya çalışan halkı gördüğünde, Leo’nun da içi kanıyordu. Arjantin’deki yoksul çocukluk günleri aklına geliyordu. Babasının çalıştığı fabrikanın bahçesinde, yalınayak top -top bulamazlarsa çer çöpten top- peşinde koştuğu günler.

Performansı kötüydü. Kimse memnun değildi. Takım finale kalmıştı bir şekilde ama bugün herkes çok şey bekliyordu ondan. Tam bu sırada olabilecek en kötü şey oldu, DAM (Diego Armando Maradona) aradı. “Bilader,” dedi, “bak ben Tanrı’nın elini indirdiydim sahaya. Sıra sende, sen Tanrı’nın kendisini indir bugün!”

Kem küm etti, kapattı. Belli ki bugün zor geçecekti. İstavroz çıkardı, dua etti.

Maçı herkes izlemiştir zaten. Ama son dakikalarını, gerçekten olanları, şöyle yazdı bağımsız gazeteler:

(…)

88′Arjantin’in atağında Messi uzak mesafeden vurdu, topu auta gönderdi.

89′Messi, kulübeye, beni alın diye işaret etti. Sol ayağının üstüne basamıyordu. Bir oyuncu değişikliği hakkı kalmıştı Arjantin’in.

90′Maracana stadı Arjentina Arjentina sesleriyle yıkılıyordu. çArşı’nın desibel rekoru kırılacak gibiydi, ama yine de ortam barışçıldı, sanki Gençler’in maçında gibiydiniz. Artık bu son anlarda, herkesin gözü Messi’nin üzerindeydi. İşte ne olduysa o anda oldu. Messi yok oldu, sürdüğü top füze gibi hızlanıp ağlarla buluştu. Topun üzerinde muazzam bir ışık vardı, Messi yoktu.

(…)

Teknik Direktör Alejandro Sabella dahil herkes şaşkındı. Sevinç dalgası bittikten sonra hakem, oyuncu değişikliğini işaret etti, çünkü Messi ortada yoktu.

Gökten kanlı para, kanlı top ve kanlı gözyaşları düştü. Maracana Stadı boğuldu.

Aldı kupayı Arjantin, aldı. Ama Messi yok olmuştu.

Bütün güvenlik kuvvetleri, İnterpol, istihbarat servisler Messi’yi arıyordu. Bulamıyorlardı. Çok değil birkaç gün sonra söylentiler başladı. Kentin sokakların Messi’yi gördüklerini iddia edenler oldu. Futbol tanrısının, meşin yuvarlakla işlenen günahların kefareti için Messi’yi yanına aldığını söyledi diğerleri. Akrostiş ağıtlar yakanlar bile oldu.

Melül melül bakma be birader, ne yap
Et, at şu golü, hem böyle isterdi Edip Abi de
Sağ ayağına kurban oy oy
Sol ayağına kurban oy oy oyyy
İğne deliğinden at şu golleri 

Biraz zaman geçince hiç var olmamış gibi oldu Messi, unutuldu. Gitti.

Onur Çalı

Yazarın Huma Kuşları (2015) adlı kitabından alınmıştır.