Bir zamanlar iki oğlu olan bir adam vardı. Oğullarından biri yakışıklı ve güçlü, öbürü de ufak tefek ve sakattı. Bu nedenle yaşça büyük olanı sakat kardeşini hor görürdü. Buna dayanamayan kardeşi sonunda kocaman dünyanın çok çok uzak yerlerine gitmeye karar verdi, ama evinden henüz birkaç adım uzaklaşınca karşısına bir arabacı çıktı. Küçük çocuk arabacıya nereye gittiğini sorunca, arabacı, cücelerin hazinelerini Camtepesi adında bir yere götürmesi gerektiğini söyledi. Bu işin karşılığında ne alacağını sorunca da birkaç tane elmas diye yanıtladı. Bunun üzerine küçük, cücelere gitmek istedi ve arabacıya cücelerin onu aralarına alıp almayacağını sordu. Arabacı bunu bilemeyeceğini söyledi, ama küçüğün arabasına binmesine izin verdi. Camtepesi’ne vardıklarında, cücelerin gözcüsü arabacıya hizmetinin karşılığını bol bol ödedikten sonra onu yolladı. O sırada küçüğü fark etti ve ona ne istediğini sordu, küçük de ona olanı biteni anlattı. Bunun üzerine cüce kendisini izlemesini söyledi. Cüceler sevinerek onu aralarına aldılar. Ondan sonra da çok güzel bir yaşam sürer oldu.

Biraz da öbür kardeşe değinelim. Uzun bir süre o da evinde mutlu yaşadı. Ama yaşı geldiğinde askere alındı ve savaşa katılmak zorunda kaldı. Sağ kolu sakatlandı ve sonunda dilenir oldu. Bir gün bu yoksul kardeşin yolu Camtepesi’ne düştü. Orada sakat birinin durduğunu gördü, ama bu kişinin kardeşi olabileceği aklına bile gelmedi. Oysa kardeşi onu hemen tanıdı ve ne istediğini sordu. “Ah bayım, kuru ekmeğe bile razıyım,” diye yanıtladı onu ağabeyi. “Gel benimle,” dedi küçük kardeş ve duvarları ışıl ışıl elmaslarla dolu bir mağaraya götürdü. “Eğer kimse sana yardım etmeden koparabilirsen, bunlardan bir avuç dolusu alabilirsin,” dedi sakat. Dilenci sağlam eliyle elmasları kayalardan sökmeye çalıştı, ama elbette başaramadı. O zaman küçük ona, “Kardeşin varsa, sana yardım etmesine izin verebilirim,” dedi. Bunun üzerine dilenci ağlamaya başladı ve “Ah, bir zamanlar size benzeyen ufak tefek, sakat bir kardeşim vardı, ayrıca o çok iyi ve sevecendi. O olsaydı bana yardım ederdi. Oysa ben sevgisizliğimle onu kendimden uzaklaştırdım. Uzun süredir de ondan haber alamadım,” dedi. O zaman küçük, “İşte o benim,” diye yanıtladı. “Senin sıkıntı içinde olmana razı olamam. Benimle kal.”

“İki Kardeş” Hermann Hesse’in 10 yaşındayken yazdığı ilk masaldır.