Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?

Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz.

Onur Çalı

bb7de-semih2bsemih

Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti?

Öykülerimi bir mevsimin etrafında toplamaya karar verdikten sonra daha dikkatli çalışmaya başladım. Onları bir kitabın içerisinde görmeyi çok istiyordum ancak bunun için zamana ihtiyacım olduğunun da farkındaydım. O hayal hep bir yerlerden gelip kendini bana hatırlattı. Bazen rahatsız ettiği de oldu ama ben yine de mevcut çalışma düzenimi ihtiyacım olan zamana bıraktım. Öykülerin büyük bir bölümü bitmişti. Sildim, bozdum, yeniden kurdum. Kitap öncesi süreç bu şekilde işledi. Ama heves hep içimde.

Yazma uğraşını neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdın?

Yazıdan önce resim vardı. Ancak o alanda pek fazla ileriye gidemedim. Çizmek isteyip de çizemediğim her şeyi kısa kısa yazmaya başladım. Yazdıkça merak ettim, okudum. O merak beni öyküye kadar getirdi. Tiyatro oyunları da yazdım ama onlar da kendime kadar. Tüm bunların öncesi de sonrası da öyküymüş meğer. Yazdıkça anladım ben de.

Yayınevini nasıl belirledin? İlk kitabın yayımlanma sürecinde neler çektin?

Kitap bittikten sonra yayınevlerine göndermeye karar verdim. Aldığım ilk cevap olumsuz oldu. İkinci yayınevinden de uzun bir süre olumlu ya da olumsuz dönüş gelmedi. Aslında ne yapacağımı bilemediğim bir dönemdi. Yeni öyküler yazmaya devam ediyordum ancak dosya öylece duruyordu. Sonra 2018 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne başvuruların başladığı haberini okudum ve dosyamı Varlık’a gönderdim. Ödüle değer görülmemle birlikte kitabın yayına hazırlık süreci de başlamış oldu.

Kitabı yayıma hazırlama sürecinde sana yol gösteren, yardımcı olan bir editörün oldu mu? (Eğer olduysa, editöründen razı mısın?)

Kitap çok önceden bitmişti. Belli aralıklarla öykülere dönüp yeniden çalışıyordum. Dosyamın ilk editörlüğünü sevgili yol arkadaşım yaptı. Çünkü artık içinden çıkılamayacak bir hal almıştı benim için. Onun tavsiyelerini dinledim, işaret ettiği yerlere yoğunlaştım. Ondan elbette razıyım.

Kitabın yayın sürecinde ise Mehmet Erte’yle birlikte çalıştık. Kendisiyle sağlıklı bir süreç geçirdik. Pek çok şeyi bu süreçte tecrübe etme şansım oldu.

İlk kitabınla hayatında neler değişti? Neler ummuştun ne buldun?

Öykülerimin insanlara ulaşmasını ummuştum. Öyle de oldu. Fazlasını düşünmedim hiç. Bunun yanında hayatımda değişen bir şey olmadı.

Telifini alabildin mi/alabilecek misin?

Sözleşme alabileceğimi söylüyor. Henüz zamanı gelmedi tabii.

Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Sen salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdin?

Üniversitede öğrenciyken dergilere öykülerimi göndermeye başlamıştım. Bitene kadar da süreç böyle devam etti. Arkadaşlarımla birlikte çıkardığımız dergiler de oldu. Ama ben kendimi her zaman o mutfakta hissettim.

Kitabın yayımlandıktan sonra yakın çevrenin ve ailenin yazmak/okumak uğraşına bakışları değişti mi? Yazıyla ilişkinde ciddi olduğuna ikna oldular mı? Kitap sana bu anlamda bir özgürlük alanı ya da dokunulmazlık zırhı kazandırdı mı?

Anneme kitabı kargoyla gönderdim. Okuyunca ağlamış. Annem benim her zaman ilk okurum olmuştur. Her ne kadar kitabı görünce ağlasa da öncesinde yaptığı yorumlarla bana güzel şeyler kattığını söylemeden geçemem. Babam ve kardeşim de her zaman yazma uğraşımın farkında oldular. Emekleri ve sevgileri bende sonsuz.

Peki, bundan sonra?

Taslaklarım, notlarım ve başlayıp yarıda bıraktığım öykülerim var. Mümkün olduğunca yazmak istiyorum.