92cdd-anton_chekhov_and_olga_knipper_1901
Anton Çehov ve Olga Knipper

Ulusal bilim diye bir şey yoktur, ulusal çarpım tablosu olmadığı gibi; ulusal olan şey artık bilim olmaktan çıkmıştır.

***

Çocukların ağlamasına katlanamam, ama kendi çocuğum ağladığında duymam.

***

İki eş: biri Petersburg’da, biri Kerç’de. Sürekli hırgür, tehditler, telgraflar. Adamı neredeyse intihara sürükleyecekler. Sonunda adam bir çare bulur: İkisini aynı eve getirir. Kadınlar taş kesilir; sessizleşirler, sakinleşirler.

***

İnsanların evlendikten sonra meraklarını yitirdiklerini gözlemledim.

***

Seksenlerinde yaşlı bir adam, altmış yaşlarında olan diğer yaşlı adama seslenir: “Kendinden utanmalısın genç adam.”

***

Bir doktor davet edilir, hemşire ise gönderilir.

***

Köylü ne kadar aptal olursa, atı onu o kadar iyi anlar.

***

Çok duyarlı, zeki bir genç kadın; kadın banyo ederken, adam, kadının dar bir leğen kemiği ve acınacak kadar küçük kalçaları olduğunu fark etti – ve adam ondan nefret etmeye başladı.

***

Terbiyeli, iyi giyimli çocuklarınız olmalı, çocuklarınızın da güzel bir evleri ve çocukları olmalı ve onların çocuklarının da çocukları ve güzel evleri olmalı; peki tüm bunlar ne için? – Şeytan bilir.

***

Tiyatroya gidiyorlar, ciddi dergiler okuyorlar – yine de kindar ve ahlaksızlar.

***

Zengin olduğumda kalçaları yeşile boyalı, şişman ve çıplak kadınlardan oluşan bir harem kuracağım.

***

Yeni edebiyat biçimleri her zaman yeni yaşam biçimleri yaratır ve muhafazakar insan aklına itici gelmeleri de bu yüzdendir.

***

Bir köy ilahiyat okulundaki bir öğrenci Latinceyi çok iyi derecede öğreniyordu. Yarım saatte bir temizlikçi kadınların odalarına iner, gözlerini kapatır ve onları çimdiklerdi. Onlar da çığlık atıp kıkırdarlardı. Sonra çocuk, kitaplarına geri dönerdi. Buna “kendine gelmek” diyordu.

***

İnsanlar hastalıklarından bahsetmeye bayılırlar. Oysa hayatlarındaki en önemsiz şeydir hastalıkları.

***

Aşk, arkadaşlık ve saygı, insanları ortak nefret kadar bir araya getirmez.

***

Bir mektuptan: “Yurtdışındaki bir Rus, eğer casus değilse, aptaldır.” Komşum aşk acısını yenmek için Floransa’ya gitti ancak uzaktayken daha da depreşti aşkı.

***

Çapkınlık, her erkeğin doğarken yanında getirdiği bir çantadır.

***

Yurtdışındaki Ruslar: Erkekler Rusya’yı tutkuyla seviyorlar ama kadınlar sevmiyorlar ve çok geçmeden unutuyorlar.

***

İstanbul’un köpekleri neden bu kadar sıklıkla tasvir ediliyor?

***

Bıyıksız bir adam, bıyıklı bir kadına benzer.

***

Bir profesörün düşüncesi: Asıl olay Shakespeare’in kendisi değil, hakkında yapılan yorumlar.

***

Bir kadın sanattan büyülenmez, sanatla ilgili olan insanların çıkardıkları gürültüden büyülenir.

***

Evlendikten sonra her şey –politika, edebiyat, toplum– eskiden olduğu kadar ilgisini çekmez hale geldi; şimdilerde karısı ve çocuğuyla ilgili her türlü ıvır zıvır hayatındaki en önemli şey.

***

Ölüm korkunç ama halen daha korkunç olan şey, sonsuza dek yaşayacakmış ve hiç ölmeyecekmiş gibi hissetmek.

***

Öğretmen: “Puşkin’in yüzüncü yaşı kutlanmamalıdır, kilise için hiçbir şey yapmadı o.”

***

Nefret ettiklerim: şakacı bir Yahudi, radikal bir Ukraynalı ve sarhoş bir Alman.

***

Üniversite, insandaki tüm kabiliyetleri ortaya çıkarır; salaklığı da.

***

Sakin, nazik bir kadın sinirlenince şöyle dedi: “Eğer erkek olsaydım, o iğrenç suratına bir tane geçirirdim.”

***

Sadakatsiz bir kadın, büyük ve soğuk bir pirzoladır. Kimse dokunmak istemez çünkü daha önce birisi onu ellerine almıştır.

***

O kadına artık aşık değil; gelsin aşık olmamanın heyecanı, huzurlu bir ruh hali, uzun ve huzur dolu düşünceler.

***

Ölüyü soydular ama eldivenlerini çıkarmaya vakit bulamadılar: Eldivenler içinde bir ölü.

***

Eğer biraz olsun boş vaktin olsun istiyorsan, hiçbir şey yapma.

***

Yalnızlıktan korkuyorsanız eğer, evlenmeyin.

***

Zeki bir adam öğrenmeye bayılır ama öğretmeyi beceremez.

***

Eskiden romanlardaki ve hikayelerdeki erkek kahramanlar (söz gelimi Peçorin, Onegin) yirmi yaşındalardı ama şimdilerde 30-35 yaşın altında kahraman yok. Aynı şey yakında kadın kahramanların da başına gelecek.

***

Aptalların övgüsünü kabul etmektense ellerinde can verin daha iyi.

***

Her akşam yemeğinden sonra kocası, keşiş olacağını söyleyerek tehdit ediyor karısını, kadın da ağlıyor.

***

Hizmetçi kız, efendisinin yatağını yaptığında, her seferinde terlikleri yatağın altına iter. Şişman efendisi, buna daha fazla katlanamayarak, hizmetçi kızı uyarır. Ortaya çıkar ki kıza terlikleri mümkün olduğunca uzağa koymasını söyleyen efendisinin doktorudur. Adam zayıflasın diyedir bu.

***

Tiyatro salonu. İzleyiciler arasındaki bir beyefendi, önündeki sırada oturan hanımefendiden şapkasını çıkarmasını ister, önünü kapatıyordur. Homurdanma, yalvarma yakarma kar etmez. Sonunda söyler genç adam: “Hanımefendi, izlediğiniz oyunun yazarı benim.” Kadın yanıtlar: “Bana ne.”

Yukarıda okuduğunuz notlar, S. S. KOTELIANSKY ve LEONARD WOOLF tarafından İngilizceye çevrilip “NOTE-BOOK OF ANTON CHEKHOV” adıyla yayımlanan kitaptan Türkçeye Onur Çalı tarafından çevrilmiştir. Söz konusu kitap, Çehov’un not aldığı fikirler, çıkmalar ve küçük parçalardan oluşmaktadır.