Aktör, yapımcı, yönetmen ve “Uncommon Type” adlı öykü kitabının yazarı Tom Hanks cinayet ve komplo romanlarını okumayı sevmiyor.

Bugünlerde başucunuzda hangi kitaplar var?
Kim Stanley Robinson’un “Mavi Mars” ve “Yeşil Mars” adlı kitapları, Jay Winik’in “Nisan 1865”i ve James Baldwin’in “Notes of a Native Son” (Bir Yerlinin Notları) adlı kitabı.
Son okuduğunuz muhteşem kitap hangisi?
Yuval Noah Harari’nin Sapiens’i. Bu arkadaş, eserinde korkunç sayıda noktayı birbirine bağlamış. Kitaba başlamadan önce yoğun ve zahmetli bir okuma olacağını, her sayfada mücadele vereceğimi düşünmüştüm. Geri dönüp üzerinde tekrar kafa patlatacağım tuğla gibi paragrafları işaretlemek için fosforlu kalemimi hazırladım. Ama öyle olmadı, Gazap Kuşları’nı okuyordum sanki, su gibi akıp gitti. Bu kafamın daha iyi çalışmaya başladığını mı gösteriyor acaba?
Okuyacağınız kitapları seçerken kararlarınızı etkilen şeyler nelerdir? Fısıltı gazetesi, eleştiriler, güvendiğiniz arkadaşlarınız? Hollywood’da birbirinize düzenli olarak tavsiye verdiğiniz okur dostlarınız var mı?
Ben sadece konuya bakarım. Ne biliyorum, ne kadar az biliyorum ve daha fazla öğrenmek istediğim bir şey var mı? Buna göre ve beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayan yazarları okurum: Sarah Vowell, Ada Calhoun, Bill Bryson, William Manchester, Dave Eggers ve muhteşem David McCullough.
Kitapları üst üste yığarım, üç sütun halinde altı-sekiz kitabı dizerim ve sonra bu kuleyi eritmeye başlarım. Ama birisi içinden çıkamadığı bir kitaptan bahsederse bir çeşit meydan okuma hissederim. Moby Dick’i nihayet böyle okuyabildim. Hani şu herkesin biliyormuş gibi yaptığı kitap…
Son zamanlarda bir kitaptan öğrendiğiniz en ilginç şey ne?
Budizm’in tüm öğretilerinin özü: “Hiçbir şey istemeyen insan acı çekmez.” Harari’nin Sapiens’inden. Bu bana “Ee?” dedirtti çünkü bu lafta Tanrı, bigâne evren ya da büyük insanlığın parçası olma ihtiyacımızdan söz edilmiyordu. Bu, “Eğer satın almazsan ihtiyaç duymazsın” demeye benziyor, onun kadar basit. Buda’nın bir dolandırıcı olduğu anlaşılıyor.
Birçok roman uyarlamasında oynadınız. Bunlar arasında favoriniz hangisi?
Yeşil Yol, Stephen King’den mükemmel bir uyarlamaydı. Senaryo metninden altı novella çıkabilirdi. Forrest Gump, Winston Groom’un kitabının üst çıtada bir yorumuydu. Ve Bulut Atlası, bana göre David Mitchell’in kitabından oldukça farklıydı ama her ayrıntıda çok isabetliydi.
Son zamanlarda, ilk kez okuduğunuz klasik bir roman var oldu mu?
“Ishmael deyin bana”yla başlayıp “Rachel adlı gemiydi bu, dolana dolana denizlerde gezen Rachel… Geri dönüp yitirdiği çocuklarını ararken, başka bir yetim bulmuştu bula bula”[1]ile biten yolu 2011 yılında nihayet katedebildim.
İlk öykü kitabınız henüz yayımlandı. En çok sevdiğiniz, hayranlık duyduğunuz öykü yazarları kimler? İyi bir öyküyü meydana getiren şeyler nelerdir?
Cheever’ın öyküleri, Vonnegut’un öyküleri, Salinger’ın öyküleri (bilhassa internette bulup okuduğum, SALINGER olmadan önce yazdıkları). Bukowski aslında kısa öykü olan düzyazı şiirler yazmıştır; ben onları olgunlaşmış kısa öyküler ve hayatın vinyetleri olarak okurum.
Sizi güldüren son kitap?
Ada Calhoun’un “Wedding Toasts I’ll Never Give” kitabı. Sarı fosforlu kalemle çizerek ve kahkahalara boğularak okudum.
Sizi ağlatan son kitap?
Mark Bowden’ın “Hue 1968” adlı kitabı. Tanrım, korkular ve kayıplar. Orada bulunan insanlardan bazılarını tanıyorum üstelik…
Sizi öfkelendiren son kitap?
James Baldwin’in Bundan Sonrası Ateş’i. Hiçbir şey değişmemiş gibi. Baldwin, on yaşındayken Beşinci Caddedeki New York Halk Kütüphanesi’ne gidişini anlatır. 10 yaşındaki bir çocuğun dünyasında büyük bir otorite figürü olan bir polis, karşıdan karşıya geçerken ona “Neden ait olduğun yerde, Harlem’de kalmıyorsun?” der. Yürek burkucu ve can sıkıcı…
Hangi tür kitapları okumazsınız?
Cinayet ve komplo romanlarını.
Nasıl okumayı tercih edersiniz? Kağıttan mı elektronik ortamdan mı? Bir seferde tek kitap mı yoksa aynı anda birden çok kitap mı? Sabah mı akşam mı?
Kağıttan. Tek kitap. Günün her vakti olabilir.
İnsanların kütüphanenizde gördüğünde şaşıracağı kitaplar var mı?
Maeve Binchy! Bir Dilek Tut Benim İçin’i okuduğumdan beri onun hikayelerine bayılıyorum.
Bunu sormazsak olmaz: Mesajınız Var filminizden kitap dünyası ile ilgili öğrendiğiniz en ilginç şey neydi?
Kitapçılarda kahve satmanın, müşterileri yasal ve tiryakilik yaratan bir uyarıcıya alıştırmak olduğunu.
Başkan’a bir kitap okutabilseydiniz, bu hangisi olurdu?
William Manchester’ın “The Glory and the Dream” adlı kitabı.[2]
Edebi bir ziyafet veriyorsunuz. Hangi üç yazarı, ölü ya da diri, davet ederdiniz?
David McCullough. Nora Ephron. Bill Bryson.
Yaşam öykünüzü kimin yazmasını isterdiniz?
Hiç kimsenin. O benim IP adresim.
Hangi kitabı okumayı planlıyorsunuz?
Harari’nin Homo Deus’unu.
 
13 Ekim 2017 tarihli New York Times’dan alınıp Onur Çalı tarafından kısaltılarak çevrilmiştir.

[1] ÇN: Tom Hanks, Herman Melville’in Moby Dick adlı ünlü romanının ilk ve son cümlelerini söylüyor. Söz konusu cümleler, Sabahattin Eyüboğlu ve Mîna Urgan’ın çevirisinden alınmıştır: Cem Yayınevi, 3. Basım, 1987.
[2] ÇN: Amerikalı tarihçi ve biyografi yazarı William Manchester, Türkçe’ye Zafer ve Rüya olarak çevrilebilecek olan bu kitabında ABD’nin 1932-72 tarihleri arasındaki yaşam tarzını bütün veçheleriyle ele alır.