OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Ne oluyorsa oluyor, kadın günlerdir uykunun hep aynı yerinde pat diye uyanıp hep aynı yeri kaşıyordu.

Adam sırtını dönmüş sağ omzunun üzerinde ağzı açık horul horul uyurken, kadın tırnaklarını geçirerek derisini pul pul döküyordu; donunun içine, çarşaflara.

İmam Cemal, iki bina öteden değil de cep telefonu kadar yakınından çağırıyordu.

Adam kurumuş ağzını şapırdatarak uyandı. Sert çıkarak “Sen yine mi kaşınıyorsun?” Kadın başındaki beyaz gece yazmasını çenesinin altından geçirerek gidip ellerini yıkadı. Tırnağının arasındaki deriler suyun önünden akıp gitti.

Koridorda karşılaştıklarında adam kadının bir sıkımlık canını duvara yasladı. “Sana diyorum bir kere versen kaşınmaz.” Kadın adamı ittiriverirken “Dişlerin sirkeli suyun içinde.” dedi.

Gecelerden bir gece, İmam Cemal’in kurduğu mekanik ezan sesi daha göğe yükselmeden, kadın yine uyanıp kaşınmaya başladı. Ya da ilkin kaşınmaya başladı sonra uyandı.

Bu kez adam da erkenden uyanıverdi. Gözlerini ovuşturup dişsiz ağzını şapırdatarak kadına dedi ki, “Elin kaşınsa para gelecek deriz. Burnun kaşınsa misafir, kulağın kaşınsa bu saatte seni kim anıyor diyeceğiz. Ama kadın sen kaç gecedir Allah Allah.”

Adam terliklerini giyerken dönüp kadının yüzüne bir kez daha baktı, “Sonra da bir kere versen kaşınmaz dediğimde de kızıyorsun.” Kadın kaşlarını yıkıp başını sağa sola sallayarak yorganın altına girdi.

Adam terliklerini sürüyerek gidip abdestini aldı. Odaya geri döndüğünde İmam Cemal’in sesi arkasından geldi. Kadın halen tepeleme yorganın altındaydı. Adam paçaları dizlerinde gidip yorganı kaldırdı. Kadın anne karnında unutulmuş orada yaşlanmış bir cenin gibi tortop duruyordu, dizleri karnına çekili, gözleri çipil çipil. Adam öfkeyle söylendi “Amın da çok kıymetli.” dedi ve dediği an pişman oldu “Tüh Allah belanı versin, aptestim bozuldu mu ki?”

Sabah ilk dakikada kadın dayanamayıp doktordan randevu aldı. Adam kadına ters ters bakarak Alo Diyanet’i çevirdi.

Ayten Kaya Görgün