Adsız2

Kırmızı Kedi Yayınevinin tanıtım bülteninden sunuyoruz:

Türk edebiyatının “tek kitap”la efsaneleşen yazarları arasında ilk akla gelenidir Özcan Ergüder.

Sait Faik’in 1949’da “İngiltere’den bir arkadaşım var, ne güzel yazıyor” sözleriyle müjdelediği; Vedat Günyol, Erdal Öz, Oktay Akbal gibi isimlerin öykülerinden övgüyle söz ettiği bir kalem. 

Daha sonra yazmamayı değilse bile yayımlamamayı tercih ederek “edebi sessizliği” yaşayan ve her geçen gün efsanesi daha da derinleşen Özcan Ergüder’in ilk olarak 1956 yılında yayımlanan Maskeli Balo adlı öykü kitabı, dergilerde kalan ve terekesinden çıkan öyküler ile birlikte yeniden okuruna kavuşuyor.

Maskeli Balo ve Diğer Öyküler; üzerinden bunca zaman geçtiği halde hiç eskimediği gibi bugün yazılmış gibi tazeliğini korumaya devam ediyor. Yenilenmiş öyküler toplamı, asla tükenmeyecek tekniğiyle hem bir efsaneyi yeniden ortaya çıkarıyor hem de deyim yerindeyse yepyeni bir yazarı okuruyla buluşturuyor…

750f1b66d19c71e7a7495c59a606d3b9b5615e5c
BBC Arşivi’nden bir fotoğraf: BBC Türkçe yapımcısı Özcan Ergüder, Piccadilly semtindeki bir seyahat acentasının camında asılı İstanbul resimlerini hayranlıkla inceleyen iki İngiliz kızla mülakat yapıyor. 14/06/1956 © BBC

Behçet Necatigil, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü‘nde Özcan Ergüder’in “Maskeli Balo”su hakkında şunları söyler:

Dokuz hikâye. Aşkı cinsel içgüdüler ve şehvet açısından değil, bir psikoloji konusu gibi işleyen, olay ayrıntıları üzerinde çarpıcı bir yoğunluk kollayan hikâyeler. Çocukların iç dünyalarına büyüteçle bakan Ömer hikâyesinde anneye karşı duyulan aşk sonradan nefrete dönüşerek bir başka kişiye geçer. Habersiz’de gene büyüklere dönük aşkların yarattığı kompleksler ve şehvet düşmanlığı dile gelir. Hele Arif adında, zihni kargaşa içinde bir delinin, okumuş aydın kişiler sofrasında kazâ ile katilliğe sürüklendirilişini anlatan Korkunçlar hikâyesinde öz, biçim, kısa kısa cümlelere hızlı bir tempo sağlama, dışta olanlarla içte yaşananları aynı zaman dilimlerinde, aynı planda verme bakımlarından, gününe göre Türk hikâyesinde şaşırtıcı yeniliklere açılmış yazarın, bu ilk kitabından sonra hikâyeyi bırakmış olması, gerçekten bir kayıptır.