Afife Hellena Sözmen’in Çince aslından çevirdiği öykü, deneme ve şiirlerden oluşan “Modern Çin Edebiyatının Öyküsü” Notabene Yayınları tarafından yayımlandı. Tanıtım bültenini sunuyoruz…

çinçin.jpg

Modern Çin Edebiyatının Öyküsü, benzersiz bir kitap. Çağdaş Çin Edebiyatı’nın doğuşunu merak edenlerin yanı sıra, ülke tarihinin, yaşam biçimi ve kültürün edebiyata nasıl yansıdığının da ipuçlarını taşıyor…

“Sadece iki yol var; ilki klasik dilimizde kalarak ölmek, diğeriyse dilimizi şekillendirerek yaşamak,” diyor Modern Çin Edebiyatının başlangıcı kabul edilen Lu Xun, dille yaşam arasında bağı kutsarcasına…

Modern Çin Edebiyatının, 4 Mayıs 1919 Hareketiyle başladığı kabul ediliyor. Hareketle birlikte Lu Xun, Guo Moruo, Rou Shı, Bing Xin, Lao She yaşamı yansıtan halk diline yöneliyor. Modern edebiyatın ilk örneklerini veren bu yazarlar wen yan (klasik Çince) yerine bai hua denilen günlük dilin kullanılmasını hararetle savunuyor. Çin’de gazeteler, romanlar, öyküler, şiirler, ilmi makaleler, çeviriler, ders kitapları yaygın dilde yayımlanmaya başlıyor. Nihayet okuma yazma bilen ama Konfüçyüseğitimialmamış halk, yazılanları anlayabiliyor.

Afife Hellena Sözmen, Modern Çin Edebiyatının Öyküsü’nü beş yazarın ses getiren eserleri arasından seçtiği şiir, deneme ve öykü çeşitlemesiyle hazırladı. Bu nedenle kitap bir edebiyat eseri olmanın çok ötesinde. Metinleri Çince aslından çeviren Sözmen, Çin’in kültürel tarihine yakından bakmamızı sağlıyor. Klasik Çin Kültürü’nün Çağdaşlaşma Çabası’nı ve 4 Mayıs Ekolünü anlatan giriş bölümünün ardından okuduğumuz şiir, öykü ve denemeler daha da anlam kazanıyor. Afife H. Sözmen, Lu Xun’un yazdığı ve Modern Çin Edebiyatının ilk öyküsü olan, “Deli’nin Günlüğü”yle birlikte 5 öykü, 11 şiir ve 7 denemeye yer veriyor seçkisinde.

“Bazıları ‘edebiyatın fakirlikten ve ıstıraptan’ ortaya çıktığını söyler. Ama bu bir aldanmadır. Fakir insan yazamaz. Bejing’de para sıkıntısı çektiğimde, borç için dolanırken, tek bir cümle dahi yazamazdım. Sadece maaşım ödendiğinde oturup yazardım. Meşgul insan da yazamaz. Yazmadan önce yükünü bir kenara koymalıdır. Çekçekçi de faytonunu bir kenara bıraktıktan sonra ancak yazabilir. Büyük devrim sırasında insanlar, sosyal sistemi değiştirirken ve birbirleriyle uğraşırken, çok meşgul ve fakirdir. Hiç kimsenin yazı yazma önceliği yoktur. Bu yüzden büyük devrim gerçekleşirken, geçici bir sessizlik olur,” diyor Lu Xun“Nasıl Öykü Yazmaya Başladım” başlıklı denemesinde.

Fredric Jameson da eserlerini incelediği Lu Xun’un bu sözlerini Modernizmin İdeolojisi adlı çalışmasında destekler. “…Üçüncü Dünya bağlamında entelektüelin her zaman şu ya da bu biçimde siyasal bir entelektüel olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Bizim –ki aramızda “entelektüel” terimi, nesli tükenmiş bir türün adıymış gibi yitip gitmiştir- Üçüncü Dünya’dan alacağımız en güncel ve en acil derstir bu.”

Sanatın ideolojik olmadığını iddia edenlere, sanatı hayattan ayırmak isteyenlere de cevap niteliği taşıyor. Çünkü yaşayabiliyorsa yazıyor insan…