Beden Tıbbın ‘Cinsiyet’ine Uymadığında: Hak, İhlal ve Mücadele Ekseninde ‘İnterseks’ başlıklı Panel, 15 Kasım 2019 Cuma günü saat 18:00’de Tarih Vakfı Ankara Temsilciliği’nde düzenlenecek.

Kaos- tarih vakfı 2020 poster 5.jpg

Cinselliğin sadece üremeyle ilişkili olduğu yanılgısı cinsiyetin üremeyle ilgili bedensel özellikler üzerinden tanımlanmasına neden olmuştur. Bu özellikler üzerine kurulan ikili cinsiyet düşüncesi, sadece cinsiyetle ilgili varoluş olanaklarını ikiye indirgemekle kalmamış aynı zamanda bu cinsiyet kategorilerinin bedensel, ruhsal, davranışsal tüm özellikleriyle homojen yapılar olduğunu –hatta olması gerektiğini– dayatmıştır. Bu düşünce biçimi cinsiyeti erkek ve kadın olarak, bu iki kategoriyi de belirli özelliklere indirgeyerek tanımlamıştır.

Oysa insanlar bedensel özellikleri açısından geniş bir çeşitlilik gösterdiği gibi cinsiyet için önemli olduğu düşünülen yapılar da benzer çeşitliliği gösterirler. İşte bu geniş spektrumda tıbbın belirlediği ‘normal’e uygun gelişmeyen bedenler tıp tarafından bozukluk olarak kabul edilip farklı şekillerde anıldılar. Bugün yaygınlıkla ‘interseks’ olarak tarif edilen bu kişiler, yakın zamana kadar tıbbın cinsiyeti normale uydurma hırsıyla gerçekleştirdiği, artık kabul görmeyen birçok tıbbi işleme maruz kaldılar.

İnterseks bireylerin hak ihlalleri ve mücadelelerle dolu deneyimlerine, araya akademik bir mesafe koymadan eğilen araştırmacı Hülya Türker’in anısına[1] düzenlenecek bu panel, alanın üç aktörüne de yer veriyor: Hem bireysel deneyimleri hem de örgütlenme ve mücadele deneyimiyle interseks aktivisti Şerife Yurtseven, interseks konusunun tıbbileşmesi sürecinin tıp mensupları ve interseksler için ne anlama geldiği üzerine özgün akademik araştırması ile Ceren Aydın, cinsiyet, cinsiyet kimliği ve ifadesi ve cinsel yönelim konularını ayrımcılık üzerinden ele alan psikiyatri uzmanı Koray Başar.

***

Ceren Aydın Lisans eğitimini Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar bölümünde tamamladı. Önce Amsterdam Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet, Cinsellik ve Toplum bölümünde, daha sonra da Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar bölümünde yüksek lisans eğitimlerini tamamladı. Sabancı Üniversitesi’nde yüksek lisans tezi olarak yürüttüğü “Medicalization of Intersex and Variations of Sex Characteristics: An Analysis of the Medical Procedures through Narratives of Clinicians and Intersex Individuals In Turkey” başlıklı araştırmasının bulgularını Cinsellik ve Cinsel Tedaviler XII. Ulusal Kongresi’nin de içinde olduğu çeşitli etkinliklerde sundu.

Koray Başar Tıp ve psikiyatri uzmanlık eğitimini tamamladığı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında öğretim üyesidir. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, cinsel terapiler başlıca klinik ilgi ve araştırma alanlarıdır. Türkiye Psikiyatri Derneği genel sekreteri, CETAD yönetim kurulu üyesidir. Dünya Transgender Sağlığı Profesyonel Birliğinin (WPATH) trans ve toplumsal cinsiyete uymayan kişilere yönelik sağlık hizmetleri ile ilgili Bakım Standartları’nın güncel baskısının hazırlanma komitesindedir.

Şerife Yurtseven Türkiye’deki ilk görünür interseks birey, aktivist. İnterseks çocukların iradesi dışında beden bütünlüğüne yapılan müdahalelerin yanlışlığına vurgu yapan 45’i aşkın panel, sunum, röportaj ve video aralığı ile interseks aktivizmi yapıyor. İntersex Anatolian ve Türkiye İnterseks İnsiyatifleri adına mücadele ediyor.

Tarih Vakfı Ankara Temsilciliği
Selanik Cd. No:82/30 Tankut İş Merkezi
Kat 5 Kızılay- ANKARA
0312 424 0510

[1] “Yazdıkları ve dile getirdikleriyle bu dünyanın nezaket ve incelik potansiyellerini yeniden kuran Hülya’nın anısına saygıyla…”

Geçirdiği beyin anevrizması sonucu aramızdan ayrılan araştırmacı Hülya Türker’in “İnterseks Çocuklara Yönelik Tıbbi Müdahale Sorunu Bağlamında Toplumsal Cinsiyet Ve Beden” adlı kitabını etkinlikte ücretsiz edinebilirsiniz. Kaos GL tarafından kitaplaştırılan çalışmasında Türker interseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale sorununu insan hakları ve toplumsal cinsiyet bağlamında tartışmaya açmaktadır. Türker çalışmasında müdahale pratiklerinin ortaya çıktığı tarihsel süreci ve bu pratiklere ilişkin güncel tartışmaları, insan ve toplumsal cinsiyet ilişkisinin içerdiği iktidar ilişkileri çerçevesinde değerlendirilirken aynı zamanda insan ve toplumsal cinsiyet ilişkisinin normatif niteliğini eleştirel bir analizden geçirmektedir.