Onat Kutlar’dan geriye ne kaldı? Sadece öyküler, şiirler, mektuplar, sinema yazıları, denemelerden mürekkep bir yazın değil elbette; hızla değişen yeryüzüne karşı ince bir duyuş, yazı masasında hakikatli bir eda, sinema tutkusuyla dünyaya başka türlü bir bakışın ustalığı ve en önemlisi, “İki insan, iki topluluk ya da yeryüzü ile insan arasında yeniden üretilen bir dil.”

“Yaşanmış Ağır Bir Ezgi: Onat Kutlar İçin Bir Harita”, Onat Kutlar’ın çokyönlü yazınını odağa alan yazarların farklı bağlamlardaki incelemelerini bir araya getiriyor.

1ae092eb-3d81-4a26-8e71-2930eaadf98d

Kitaptan tadımlık bir bölüm:

Bir Acıya Yeniden Dönmek

“Berliner Mauer” (Berlin Duvarı) yerindeydi. Ben D.D.R. Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin başkenti Doğu Berlin’deydim. Yirmi yıl kadar sonra bu ünlü duvar yıkılacak, barış, kardeşlik, özgürlük bağırışlarıyla “The Wall”un ünlü rockçularının taşkın temposuyla yıkım taçlandırılacaktı. Dünya televizyonları bu büyük bayramı arasız yayımlayacaklardı. Kapitalist dünyanın bu kutlu mutlu gününün göz kamaştırıcı ışık şenliği yeryüzünü geceler boyu aydınlatacaktı.

Geldik şanlı üçüncü binyılımızın 2016’sının bitimine. Yerkürenin değişik noktalarında olan, olmakta olan, tasarlanan yeni duvarlar örüldü, örülüyor, örülecek.

D.D.R.’de hazırladığım iki kitaptan birini yeniden anımsamanın hüznü beni ikide bir yoklar. Seçkin bir yazarı yılda bir gündeme getirmek yeter mi? Trajik bir sonun bağışlanmaz gaddarlığını içimizde neyle bağdaştırabiliriz?

Artık öyle bir devlet yok. Onat Kutlar da yok. Öldürüldü. Fakat yapıtları var. Bize “daha neler neler üretebilirdi” düşüncesini veren yapıtları. Onun için en dokunaklı mersiyeleri yazsak yeterli olur mu?

Yıllardır gerçekleşeceğine asla inanmadığım bir ütopyayla geziyorum: Bu “homo sapiens”in yeni bir milat yaratma umudu. Devletten Önce (DÖ), Devletten Sonra (DS) miladı.

İnsanoğlu geçmişini yazıya dökebildiğinden bu yana pek onurlandığı kanlı tarihini gözden geçirebilseydi bu olağanüstü DS miladını gerçekleştirebilir miydi, diye düşünüyorum. Bu geriye bakışlarında acılardan, katliamlardan, oburluktan, duyarsızlıktan, savaş övgülerinin isterisinden ibaret evreni yaratanların teknolojide vardıkları üstün başarılar, tıptaki buluşlarının şaşırtıcılığı, öte yandan da toplu katliam yapmayı daha kârlı hale getirecek silah araştırmalarını öğrendiklerinde bu ürkütücü durumun bilincine varabilecekler miydi? Belki bunları anlayabilmek için yeni sözcükler türetmeleri gerekebilirdi. DS miladının büyük mutluluğuna daha da büyük bir iradeyle sarılacaklardı kuşkusuz. Çünkü onların dünyasında güven duygusu egemen olacaktı. Güven duygusu da adalet denen kitabın öteki ve asıl adıdır.

Füruzan