Daha önce, Mısırlı yazar Baha Tahir’in öykülerini “Bilmezdim Tavus Kuşlarının Uçabildiğini” adıyla Türkçeye kazandıran Zafer Ceylan’dan Modern Arap şiirine dair yeni bir çalışma…

0001852544001-1

Sir James Frazer, The Golden Bough (Altın Dal) adlı kitabında, ‘Doğu şiirinde ön plana çıkan yön, insan hayatıyla doğanın birbirine olan benzerlikleridir’ der. Bu benzerlik elbette soyut bir metafor değil, aksine bilincine vardıkları ve gerçekliğe yakın oldukları bir olgudur. Bu; tabiatın her şeyiyle bir olduğu, parçaları ve olgularının tek bir özden geldiği, bir şeylere hükmeden güçlerin diğer yandan başka güçlerin hükmü altında olduğu gerçeğidir. Bitkilerin ve hayvanların eşit olduğu Temmûzî bir sürekliliği sembolleştirirler. İnsanlardaki, hayvanlardaki ve bitkilerdeki verimlilik güçleri de birdir; kaynağı toprak ve sudur, öyle ya da böyle tanrısaldır. Sonrasında bu düşünce, diğer medeniyetlerin dinlerine de nüfuz ederek dinî şiirlerin ve duaların etkin bir unsuru olarak kalmıştır.

İşte bu kadim Sami motif, Yûsuf el-Hâl’in ve Adonis, Bedr Şâkir es-Seyyâb ve Halîl Ḥâvî gibi diğer Temmûzî şairlerin şiirlerinde yeni baştan gün yüzüne çıkar. Böylece Temmûzî şairler, “çorak toprakları” dolaşıp birbirine yakın merasim üsluplarıyla su ve tohum aramaya koyulurlar. Bu yolculuktan, nehri külden bir nehir olarak tasvir ederek dönseler de bu yıkımı geçerek nihayetinde yeniden doğuşun müstakilliğine, suyu yeni baştan fışkıracak kuyuya varırlar.

Cebrâ İbrâhîm Cebrâ