unnamed

Sınırlar, ülkeleri coğrafi ve siyasal anlamda birbirinden ayıran hayali çizgiler değil de nedir? Yoksa uzanan bir ovanın, yayılan bir denizin ortası nasıl bölünebilir? Daha iyi bir yaşam özlemi insana neler yaptırabilir? İstenmediğini bildiğin başka ülkelere girmeye çalışmak, uzak diyarlarda, tanımadığın insanların içinde bilmediğin işler yapmayı istemek…

Sırf daha insanca bir yaşam sürme arzusu binlerce insanı canları pahasına yollara düşürüyor. Ya insanın sınırları? Yaşadığı yere, içinde bulunduğu koşullara değişen, esneyen, dönüşen sınırlar?

Senaristliğini ve yönetmenliğini Courtney Hunt’un yaptığı 2008 yapımı Donmuş Irmak (Frozen River), insanlığa dair önemli temaların işlendiği bir film. İnsanların kendileri ve özellikle çocukları için daha iyi bir hayat sağlama uğruna nelerden feragat edebileceklerini çift taraflı olarak ele alan bir kurguya sahip. Psikolojik alt metinlerin yanı sıra ülkelerarası sınırların, kültürel farklılıkların ortak paydalarda eritilme çabası ise filmin göze çarpan ana teması. Bizlerin ne yazık ki çok tanıdık olduğu mültecilik, sınır, göç ve suç unsurları filme bir adım daha yaklaşmamızı sağlıyor.

Filmde Kanada’nın Amerika sınırına yakın bir yerde yaşayan iki kadının hayatta kalma mücadelesi işleniyor. Ayakta durabilmek için içine girdikleri yasadışı göçmen taşıma işi, başlarını ummadıkları belalara sokuyor. Kışları donan sınırdaki ırmağın üzerinden eski bir kamyonetle geçerek göçmen taşıyan, bir nevi insan kaçakçılığı yapan bu iki kadın, karşı kıyıya yaptıkları her seyahatin son olacağını düşünüyor. Ancak şartlar, onları her defasında daha tehlikeli ve daha boğucu olan bu işin içine sürüklemeye devam ediyor.

Filmde izleyiciyi kendinden bir an bile olsa uzaklaştırmayan şeyin, görsel ve duyusal sinema tekniklerinden ziyade öyküsünün sahip olduğu dokunaklı etki olduğunu söylemek lazım. Bireysel ve toplumsal yasaların varlığının sorgulandığı, doğrunun ve yanlışın muğlaklaştığı bir hikâye izliyorsunuz. Anne olmanın sorumluluğu, bunun zorlayıcı yükü, taraf ve bertaraf olmanın etkileri, çaresizlik, cesaret ve mücadele filmin her karesinde belirgin bir biçimde göze çarpıyor. Sonrasında ise düşünecek, sorgulayacak çok şey kalıyor insanın zihninde.

Yönetmen Courtney Hunt’un ilk filmi olmasına rağmen Sundance Film Festivali’nde büyük ödüle layık görülen Donmuş Irmak filmi, dokunaklı, yalın ve vurucu bir yapım izlemek isteyenler için yerinde bir seçim.

Hande Çiğdemoğlu