“Yaşamak düğünse, sen orda gelindin
Seni soydum, Güler, dünyayı giyindim.”
Can Yücel

resim1_10890370_16_9_1584612980

Yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları nedeniyle bir süredir Muğla’daki özel bir hastanede tedavi gören 85 yaşındaki Güler Yücel vefat etti.

Güler Yücel, yarın (20 Mart 2020) Datça’da, ikindi namazını müteakiben eşi Can Yücel’in yanına defnedilecek.

Adsız

“Herkes beni ortalığı süpürüyorum sanıyor, oysa ben şiir yazıyorum…”

Ressam ve eğitimci Güler Yücel, 2017’de yayımlanan Olduğu Gibi adlı kitabıyla ilgili yapılan bir söyleşide şöyle demişti:

“Hayatımın, acı ve çile dolu anları kadar, tatlı ve keyifli anları da bu kitapta yer aldı. Ben, 1935’te Fatih’te bir Boşnak Mahallesi’nde dünyaya gözlerimi açtım. Ailem, eski Yugoslavya göçmenlerindendir. Kitabı yazmayı düşündüğün günlerde Rum bir kadın, eski Datça Mahallesi’ndeki evime ziyarete geldi. Evi görmek istiyordu. Yıllar önce ailesinin bu evde yaşadığını söyledi. Eve buyur ettim, çok duygulandı. Kendisini teselli ederken, benim ailemin de eski Yugoslavya’daki evlerini bırakıp, Türkiye’ye geldiğini anlattım. Karşılıklı birbirimizi teselli ettik. O zaman bu kitabı yazmaya karar verdim. Hayat böyle bir şey. Bir yerde bırakıyor, bir yerde devam ediyor. Esas olan devamlılık. Geleceğe not düşmek adına hayatımı kitaplaştırdım.” (5 Nisan 2018, Evrensel Gazetesi)

Adsız

Güler ve Can Yücel 1956 yılında evlenirler…

“Akademi yıllarım uzun sürmedi. Ben, atölyesinde çalışmaya başladıktan iki yıl sonra 1956’da, Bedri Hoca çok sık Brüksel’e gitmeye başlamıştı, nedenini bilmiyorduk, okula pek uğramaz olmuştu. (…) Ben de o aralar akademiyi boşlayıp Çiçek Pasajı’na gitmeye başladım. Bütün edebiyatçılar oraya giderdi. Bütün sanatçılar orada toplanırdı. Oradaki sohbetler değerliydi, güzeldi ve kafa çekilen bir yerdi. Kimseyi de rahatsız etmiyordu. İşte, Can’a orada rastladım. O gün, bana evlenme teklif etti. O ana kadar da kimse bana evlenme teklif etmemişti. Ben de hemen kabul ettim.”

spot3

“Can hakkında konuşmak veya onu düşünmek değil asla, ama anlatabilmek çok zor geliyor bana, canımı acıtıyor. Gideli bunca yıl geçti, hâlâ sesini dinleyemiyor, ölümünü nesnelleştiremiyorum. Tam kırk üç yıllık bir birliktelik, sözünü ettiğim. Ama bunu ikiyle çarpın, çünkü Can’la ben, gece gündüz dip dibeydik.”

spot

Son Mekan: Datça

“Datça’ya 1996 yılında yerleştik. Benim bir yanım hüzünlüydü tabii. Doğduğum büyüdüğüm, yaşamaktan zevk aldığım İstanbul’u temelli terk etmek zorunda kalışıma… Üstelik aklım geride bıraktığım projelerde kalmıştı. Ama Datça da inanılmaz güzeldi, nefesimi kesiyordu doğa ve tarih ile iç içe yaşamak. Can ile o evde 1999 yılına, Can’ı kaybedene dek beraber yaşadık.”

106782

“Dönmüşüm tekrar Datça’ya. Dulavrat damında, doğanın bir parçası olmaya…”

Yaşlı kadınlar çoğunlukla pencere kenarında otururlar ve kuşlara ekmek kırıntısı bırakırlar. Kuşlar bu kırıntıları tırtıklarken çoğunlukla camdaki kadına bakarlar. Yaşlı kadın da ürkektir kuşlar gibi, gitti gidecek yine kuşlar gibi…

Kuşlarla konuşurum bazı bazı, derdimi anlatırım. Yaşamının ne kadar güzel olduğunu, bir adamı sevdiğimi, şimdi sadece sık sık onun mezarını ziyaret ettiğimi anlatırım. Şimdi tek başıma yaşadığımı, tek başına yaşamanın zor olduğu kadar da, son zamanlarda bunun keyfine vardığımı, kuşların da benim gibi çok keyifli vakit geçirdiğini düşünürüm. Hayal bu ya, kuşlar da sorarlar: “Hayatta yapmak istediğin başka bir şey var mı?” diye.

İçimden şöyle geçiririm: “Birkaç bahar daha geçirsem iyi olur” ve düşünmeye devam ederim: “Kuşlar ne zamanı bilirler bizler gibi, ne de yerleşmeyi; yıllar, aylar onlar için anlamsızdır, hatta ölümü bile bilmezler. Kuşlar, sadece uçmayı ve belki de sadece o anda yaşamanın önemini bilirler. Özgürlük simgesi olmalarının nedeni, uçmaları değil, gönüllerince yaşamayı bilmeleridir belki de…”

Güler Yücel’in sözleri, Olduğu Gibi” adlı kitaptan alınmıştır.