“Suya uydum
Bıraktım ışığa kendimi”
Cengiz Bektaş

Türkiye’nin önemli mimarlarından olan şair Cengiz Bektaş bugün vefat etti. 86 yaşındaki Bektaş, şeker hastalığına bağlı kalp yetmezliği nedeniyle bir haftadır İstanbul’da bir hastanede yoğun bakımda tedavi görüyordu.

2018 yılında PEN Türkiye Şiir Ödülü’ne layık görülen Cengiz Bektaş, 2018 Dünya Şiir Günü Bildirisi’ni yazmıştı.

ETju6qpWAAAB-41

Ödül töreninde Egemen Berköz’ün yaptığı konuşmayla anıyoruz Bektaş’ı:

PEN’in seçicileri ödül gerekçesi “2018 PEN Şiir Ödülü’nü değerli mimar ve şair Cengiz Bektaş’a sunuyoruz” diyerek başlıyor. Ben bugüne dek hiçbir ödül gerekçesinde ödül verilen şairin öteki işinden, uğraşından söz edildiğini anımsamıyorum. Örneğin Dağlarca’ya ödül verirken “emekli yüzbaşı ve şair”, Cansever’e ödül verirken “antikacı ve şair” ya da Cemal Süreya’ya “maliye müfettişi ve şair” diye seslenmek kimsenin aklına gelmemiştir sanırım. Ama, PEN’in değerli seçicileri çok haklı. Çünkü Cengiz Bektaş’ın kimliğinde mimarlık ile şairlik ayrılmaz bir bütündür. Şairliği mimarlığını, mimarlığı şairliğini besler. Şimdi bu konuyu biraz daha açmak, Cengiz Bektaş’ın şiirinin altyapısını irdelemek istiyorum.

Her şeyden önce, Cengiz Bektaş Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişinden gelen bir ozan, bir aydındır. Yaşamöyküsüne bakarsanız Berlin Üniversitesi’nde mimarlık okumuş bir yüksek mimardır Cengiz Bektaş. Ama bir halk mimarıdır aynı zamanda. Bu toprakların binlerce yıllık mimarlık geleneğini iyi bilir.

Bir Köy Enstitülüdür. Köy Enstitüsü’nde okumamış olsa da. Bir Mavi Yolcu’dur. Halikarnas Balıkçılarıyla, Sabahattin Eyüboğlularla, Azra Erhatlarla Mavi Yolculuklarla bilene bilene gelmiştir. Anadolu’nun on bin yılı aşan uygarlık geçmişine, bu topraklara gelip yerleşmiş, bir arada yoğrulmuş halklardan bugüne uzanan yolun yolcusudur. Efesosluların, Miletosluların, Afrodisiaslıların kentlisi; Thaleslerin, Harekleistosların, Homerosların yoldaşıdır. Ve Homeros’tan Aşık Veysel’e uzanan şiir yolunun bir yolcusudur Cengiz Bektaş. Homeros’un İlyada’yı yazdığı ölçüyle, Heksametron’la düzülmüş Ege türküleriyle büyümüştür. İyi bilir bu türküleri, güzel de çığırır.

Ben bunları nereden mi biliyorum? Nasıl bilmem? Bergama’yı, Afrodisias’ı, Selimiye’yi, Edirne Darüşşifası’nı, Kozak Yaylası’nı onunla gezdim, ondan dinledim; binlerce yıllık taşlara nasıl sevgiyle dokunduğunu gördüm. İmeceli toplantılara katıldık birlikte, şiirler okunan, türküler söylenen, dostluklar tazelenen.

Ve öyle bir ev tasarısını biliyorum ki bana göre bir başyapıt. Çünkü şiir kurar gibi kurduğunu gördüm bir yapıyı da o tasarıda. PEN Yönetim Kurulu’nda, daha sonra onun başkanlığında TYS Yönetim Kurulu’nda birlikte çalıştık yıllarca. Onun için imzamı atıyorum PEN’in ödül gerekçesinin altına.

Doğrudur. Dili yalın, Türkçe sevgisi taşan, emekten yana, ağaçtan çiçekten börtüböcekten yana, insandan yana bir şiirdir Cengiz Bektaş’ın şiiri. Özü sevgidir.