Sözlerime birkaç teşekkür ile başlamak istiyorum.

Öncelikle edebiyat hayatımın ilk anlarından şu ana kadar bana destek olan ve bundan sonra da hep destek olacağını bildiğim aileme, arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür ederim.

Bu ödülü bana ve şiirlerime değer gören M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü jüri üyelerine ve Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı’nın değerli üyelerine teşekkür ederim.

Tüm dünyanın geçirdiği bu kötü günlerde benim ve şiirlerim için güzel bir eşik oldu bu ödül. Şiirin ve şairin yarıştırılmayacağını hepimiz biliyoruz. Bu gibi ödüllerin sadece bir teşvik olduğunu düşünüyorum.

Bu konuşmanın nezdinde söylemek istediğim birkaç husus var.

M. Sunullah Arısoy bir şiirinde şöyle sesleniyor bizlere “Aydınlıkla yıkanır / Sabahtır affeden / Geceler boyu hayâsızca işlenen / Fenalık ve günahları” artık Arısoy’un şiirinde işlendiğini söylediği fenalık ve günahlar gündüz, sabahın ışıkları altında işleniyor.

Ben bu ödülü tüm haksızlığa uğramış kadınlar, çocuklar ve hayvanlar adına alıyorum. Ben bu ödülü gece gündüz iğrençliği bir hayat felsefesi edinenlerin karşısında, gece başını yastığa koyduğunda vicdanı rahat bir şekilde gözlerini kapatamayan insanlar adına alıyorum. Ben bu ödülü hükümetlerin baskılarına boyun eğmeyen, dimdik yürüyen tüm insanlar adına alıyorum. Ben bu ödülü kurşunların küçük bedenlerine tünediği çocuklar adına alıyorum. Ben bu ödülü para tuzağı yayıncılar karşısında şiirini ve kişiliğini ezdirmeyen, rakı masalarında birbirilerinin kitaplarını basan insanların karşısında yıllarca tek bir dize için didinen, genç şiir karşısında sükût suikastını bir direnme biçimi olarak alnına yapıştıranların karşısında varlığını onların iğrenç enselerinde hissettiren tüm şair arkadaşlarım adına alıyorum. Bu ödülü her türlü kanonun, birlikteliğin, aymazlığın karşısında duran, çoğunluk olup da şiiri değersizleştirenlerin karşısında, tek ama dirençli ve nitelikli şiirlerle duran tüm arkadaşlarım adına alıyorum. Popüler dergilerin şiirimizi basitleştirdiğini düşünen ve bu zırvalıkların karşısında olan ve o dergilerin yakınından bile geçmeyen tüm arkadaşlarım adına alıyorum.

Şiirimizi ve bizi yalnızlaştırma politikasıyla ötekileştirenlere Edip Cansever’in Erdal Öz’e yazdığı bir mektuptaki seslenişini önüme katarak “Öyle pek yalnız da sayılmam ya. Benim şiir Tanrılarım, kendimle konuşma Tanrılarım, hüzün Tanrılarım, çılgınlık ve isyan Tanrılarım, bazan da düpedüz Tanrım var.” demek istiyorum.

Sözlerimi bitirirken “kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin insanı” olmamanızı temenni ediyorum.

Sizleri ödül alan dosyamdan bir şiir ile selamlıyorum.

Kirpiğiniz incinmesin.

Bekir Dadır

IMG_20190310_114338_218
Bekir Dadır

ben öyle…

ben öyle resimler gördüm ki
yavru kuşlara özeniyordu çizgileri

sabahçı kahveleri, otobüs durakları
bir insanın yüzünü uzatışını gördüm beklemelere

ben öyle anneler gördüm ki
kiralamıştı cumartesi’yi adının önüne

sessiz balkonlar, kıkırdayan çatılar
bir insanın öpüşünü uzaklara vermesini

ben öyle parmak ucunda yürümeler, gitmeler
eşiklere vurmuştu kanatırcasına gelmeleri

kokuya biriken yanılgılar, gözlere çekilen yollar
bir insanın dokunmasını gördüm baharlara

ben öyle kadınlar gördüm ki
boyunlarında taşıyorlardı geçmişin utangaç izini

yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri
bir gün benimle birlikte
yok olup gidecekler öyle mi?
[1]

[1] Metin Altıok