Şair ve çevirmen Gökçenur Ç., bizi bir şairle tanıştırıyor: Juan Felipe Herrera.

indir
Juan Felipe Herrera

“Bana politik bir şair diyorlar. Ben kendime insan şair diyorum; başkalarının acılarını umursayan bir insan. Bazı sözcüklerin o insanlara bir yardımı dokunacaksa o sözcükleri kullanarak yazacağım demektir. Şiir hem bir eylem çağrısıdır hem de eylemin ta kendisi.”

Juan Felipe Herrera (d. 1948), California’da doğdu. Aralarında ilk gençlik romanları ve çocuk kitaplarının da olduğu 30 kitabı vardır. Ulusal Eleştirmenler Birliği Ödülü, Uluslararası Latin Kitap Ödülü, Latin Şairler Onur Listesi Ödülü, PEN Josephine Miles Ödülü ve PEN Sınırlar Ötesi Ödülü gibi çok sayıda ödüle layık görüldü. UCLA Üniversitesi mezunu olan Herrera Stanford Üniversitesinde yüksek lisansını tamamladı ve Iowa Yaratıcı Yazarlık bölümünde ikinci bir yüksek lisans yaptı.

Juan Felipe Herrera baş şair seçilen ilk latindi. Baş şairliğinin ilk döneminde neredeyse tüm ülkeyi dolaştı, ikinci kez baş şair olarak atandığında “Büyük bir şükran ve neşe içindeyim. İlk dönemde oluşan momentumu devam ettirmek ve baş şair olarak gerçekleştirdiğim çeşitli ziyaretlerde bana bir esin tsunamisi hissi yaratan halkla yeniden karşılaşmak için büyük bir sabırsızlık duyuyorum” dedi. Gerçekten de Herrera şiiri her zaman halkın arasında bulan bir şairdir:

“Arkadaşlarınız, iş yerindekiler, çevrenizde konuştuğunuz, iletişim kurduğunuz herkes bir şiir kaynağıdır. Anneniz size bir hikâye anlattıysa anneniz bir şiir kaynağıdır. Babanız size bir hikâye anlattıysa babanız bir şiir kaynağıdır. Babaanneniz size bir hikâye anlattıysa babaanneniz bir şiir kaynağıdır. Şiir böyle yazılır.”

Sadece Latinlerin değil tüm Amerikalıları sesi olmayı vaat eden Juan Felipe Herrera yazdıklarıyla tüm toplumların sözcüsü olmaya çalıştı. Uzun yıllar Chicano tarihi ve kültürü üzerine çalışmış olsa da yazdıklarını bazen okullarda bazen kitapevlerinde birbirinden çok farklı topluluklara sundu; dünya görüşünün ve dileğinin hep daha çok insanla temas etmek olduğunu söyledi. Baş şair olarak atandığında bu görüşlerini şöyle dile getirmişti:

“Benden önce gelen tüm baş şairlere ve tüm tarım işçilerine teşekkürü borç bilirim. Bu noktaya tek başıma gelmedim.”

Şiirlerinin okuyucularına dinleyicilerine her zaman özel bir önem verdi. Bir söyleşisinde: “San Diego’da köşe başında dikilirdim. Ceplerim şiir doluydu ve gelip geçenlere şiir dinlemek isteyip istemediklerini sorardım. Bir dinleyici şiirin en azından yarısıdır. Olmazsa olmaz.” dedi.

Herrera 1948’de Fowler, California’da göçmen bir tarım işçisi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çok sık taşındı; çadırlarda, karavanlarda uzun zaman yaşadı.

“Babamın 1940 model askeri kamyonetiyle tarladan tarlaya gidiyorduk. O kadar çok taşındık ki hiç ansiklopedim olmadı ama annemlerin anlattığı masallar vardı.”

Eğitimi San Fransisco’dan San Diego’ya küçük köy okulları arasında mekik dokuyarak geçti. 1972’de UCLA Üniversitesinde Sosyal Antropoloji bölümünü bitirdi, ardından Stanford üniversitesinde aynı dalda yüksek lisans yaptı. 1990’da Iowa Yaratıcı Yazarlık bölümünde ikinci bir yüksek lisans yaptı.

On iki şiir kitabı ve çok sayıda ödülü bulunan Juan Felipe Herrera, 2008 yılında yayınlanan “Half the World in Light: New and Selected Poems” (Dünyanın Yarısı Aydınlık) adlı kitabıyla Ulusal Eleştirmenler Birliği Ödülü ve Uluslararası Latin Kitap ödülünü kazandı.

2015 yılında emekli olana kadar California Üniversitesinde Chicano ve Latin Amerika Kültürü ve Yaratıcı Yazarlık bölüm başkanlıklarını yürüttü. Halen Washington-Seattle Üniversitesi, Etnik Amerika Çalışmaları bölümünde misafir öğretim görevlisi olarak dersler vermektedir.

juan+felipe+herrera
Juan Felipe Herrera

Kanlı Çark

Kan var hapishane yoluna gece boşaltılan çöp bidonlarında
Kan var keyifle oturduğun kasvetli koltukta

Kan var kuartzın kalbinde, güzellik nöbetinde gardiyanın gözünde
Kan var italik isimlerde, gizli dövmelerde

Kan var bakirenin başörtüsünün altında
Aysar meleğin esinli sarı saçlarında

Kimin kanıdır bu, işçi farenin mi?
İbne valinin mi, şehirli temizlikçinin mi?
Neden hızlanıyor kan s’lerin ve z’lerin arasından geçerken?

Kan var üstünde arabalar, yüz kremleri düşlenen divanda
Kan var canını acıtmayan iğnenin ucunda

Kan var ekranda, ağzından salyalar akan kolsuz kraliçe yontusunda
Kan var babaannemin arzularında, ucuz Teksas işi bastonunda

Kan var gül nakışları işleyen kızların göğüslerinde
Kan var babamın üstünde, hatırlayan kaldı mı babamı, o mavimsi adamı?

Kan damlıyor mutfaktaki freskin kalın kehribar fırça
darbelerinden
Bebeğin sağ kulağından, aşı boyalı ağzından
Kimin kanıdır bu damlayan?

Kan var arabanın çamurluğunda, elçinin ayakkabılarında, matarasında
Kan var sokaklarda, diyelim Mucizeler Bulvarı, Merhamet Çıkmazı no:9
Kan var timsah derisi montlu dışlanmış delikanlının sırtında

Kan var burada der adam,
Kan var burada der kadın
Her yerde kan var diye söyler şarkısını Kan Ana

Kan güder öfkeden tepinen küçük Amerikan prenseslerini
Kan güder medyanın akladığı siyah Mercedes’li tecavüzcüleri

Kan güder küçük kızların donlarını dikizleyen profesörleri
Kan güder eğilmiş kutsal yağlama ayini yapan şampiyon kocaları

Yetim sansarın kanı, buğday tarlasında kalvinist çiftçi
Salata bir isyan çıkarmış, konserve işçilerinin ödülü

Orospu zebra gibi boyanmış eşeğin kanı,
Tam uyanırken pezevengin zorla uyuttuğu Meksikalı turistin kanı

Kan zamanı, diye söylenir Sör Terminatör,
Kan zamanı, diye göz kırpar Sör Simpson,
Kan zamanı, diye iç çeker Sör McVeigh,

Kadının sırılsıklam nükleer kan saati, kuruyacak mı?
Adamın akçıl kan yüzüğü, kuduracak mı?
Yapış yapış kan kasıklarım, evlilik yapacak mı?
Karımın köylü kanının çomak soktuğu teker, yine dönecek mi?

Kan var konserve kutularında, çekirdek kahvelerde, kâr dualarında
Kan var sözcüklerde, süper market sosislerinin bilge metinlerinde
Kan var sınırlarda, o harap sürgün kolonisinde, o çift dilli avluda

Karga kanı şarkıları tünemiş yine hiçliğe
uçuyor tarlalarımın üstünden, sarı-yeşil ve opal
Köpek kanı usulca bulaşıyor çarşaflarıma

Kim yiyecek bu benekli, çilli mısırları
Kim dünyaya gelecek bu çarşamba günü bu savaş döşeğinde?

Kan var asit tiyatrosunda, bilet gişesinde, liste başı şarkılarda
Kan var Corvette’in benzin deposunda, kırılan krank milinin söylediklerinde
Kan gemisi, kan Denizi Kuvvetleri kan ışır denizcilerin karın boşluğunda
sikişirken zangırdayan kurabiye kavanozlarında, kamuflajlı yağ tulumu ırz
düşmanları peşimde bağır çağır, soruşturur serseri Meksikalı kanımı

Kan var alışveriş merkezlerinde
Masmavi Appalachia nehrinde, Detroit’in dizginlenmiş kederinde

Kan var virüs kuluçka makinelerinde,
denizin cezir halinde, Iowa soya fasulyelerinde

Kan var Linç Çetesi orkestrasında
Hersek’in güneyinde, güney, dedim

Kan yürüyor sınır devriyesinin yerine, ödüllü ve züppe
Kan yumurtluyor tan ağarırken Afrika Kan Kabileleri, suratını ekşitme
bir daha bir daha söyledim

Kan var maço şapkalarının üstünde, kan var secdeye giden
inançlıların dizlerinde, cinsel yokluğa hazırlıklı olanlarda
Kan var arzu dolu sini uçlarında, intihar etmeyi düşünenlerde

On yedi yaşında kan,
Bir yaşında kan, terkedilmiş ucuz bir otobüste

Kan sağır ve otistik ve dağlanmış ve kaçırılmış
ve zift kazanında yakılmış Mayalıların üstünde

Bu sizin olabilir mi? Bu şey sizin olabilir mi?
Bu bilet olabilir mi ısmarladığınız, olabilir mi?

Kan var çarklarda, makaralarda
Bronz, ölü altın ve derinlerde elmas. Aksın kan, hızla.

 

Onların Hikayelerini Kadınlar Anlatır,

Onların hikayelerini kadınlar anlatır,
masanın üstüne çıkıp selamlarlar beni, çalışmaktan
kızmış elleriyle, çocuklarını anlatırlar
anlatır gibi toprağı

Klonlanmış darı halkı bir gemiyi daha boşaltır
genetiği değiştirilmiş gökyüzüne ve MC-130 bombardıman uçakları
alçalırlar Kandehar, Afganistan’a— yedi ton yakıt,
patlayıcılar, ne kalır, ne kalır şimdi geriye? Etilen ve
propilen çiçeklerinden başka, sonra parça tesirli bombalar,
202 küçük bombacık— yani diyorum ki

Bir soru gelir aklımıza, Kabil’de, Keşmir’de, Felluce’de
Bir soru kolonyalizasyonun salyaları ve inleyen bir çocuğun
bedenine bir matkap gibi saplanan yayılmacılığın bulaşıcılığı hakkında

Molozların arasında yemek ararken
tüyden hafif adımlarla dolaşır o çocuk mayınların üstünde,
sarılır ve okşar ardında siper almaya çalıştığı
araba tamponunu

 

Yeni Emerikan Şeyi mi Bu?

Yeni Emerikan şeyi mi bu?
Bu tatlı şey, yakışıklı şey, kalabalıkların karşısında söylenen şey,
kızlara diyorlar ki, çocuklara diyorlar ki, bize diyorlar ki, herkese diyorlar ki
devrimci ruhu öldürmeliyiz, çünkü geçici bir şeydi, büyülü bir şey, bir anlık
bir şey, vadesi dolmuş bir şey, 60’lara ait bir şey,  kutsal bir şey,
kahverengi bereli bir şey, örgütlü bir şey, gürültücü bir şey, spontane bir şey,
Viet Namlı bir şey, radikal beyaz bir şey, Aztlán bir şey, Cholo bir şey,
Milliyetçi bir şey, sadece Pocho’lara göre bir şey, okullu bir şey, 26 Ağustos
1970 Meksika Moratoryumuna ait bir şey, modası geçmiş bir şey, ilkel bir şey

Tatlı şey, yakışıklı şey, kalabalıkların karşısında söylenen şey,
Komünist korkusu bir şey, Kızıl bir şey, yine savaş mı istiyorsunuz şeyi
El Salvador’da olanları durdurmalıyız şeyi, bir Nikaragua’ya daha izin veremeyiz şeyi
Reagan ve Amerika Düzeni yüzünden ihtiyacımız olan bir şey.

Yeni Emerikan şeyi mi bu?

Zincir, rozet ve deriden şey
Aluminyum şey
Şeffaf naylon iç çamaşırı şey
Issız bulvarlardaki şey
Umarsız varoluşçu şey
Neo-Paris’li melankolik şey
Karabasan şey
Kentli sanatçı şey
Kahkaha atan şey
İntihar eden şey,
Yeni Emerikan Meksikalı şey
Dünyanın sonu şey
Kurban edilen şey
Çok okumuş sözde politik şey
Basit bir iş için üniversiteyi bitirmeye çalışan şey
Halk Biziz diyen şey

Yeni Emerikan şeyi mi bu?

Bu ölmek için doğduk diyen şey
Bu seni hep koruyan diyen şey
Bu Tanrı ve İnsan diyen şey
Bu kim bilir diyen şey
Bu aynen öyle diyen şey
Bu her şey bitti diyen şey
Bu hayat gizemdir diyen şey
Bu olmak isterdim diyen şey
Bu başkalarının tavuğu diyen şey
Bu dokunma bana diyen şey
Bu sorun çıkarmak istemiyorum diyen şey

Yeni Emerikan şeyi mi bu?

Bu temiz olalım doğru insanlarla görüşelim şeyi
Bu maço olalım nasıl olsa kadınların hoşuna gidiyor şeyi
Bu kendimize bir Bir Numara bulalım grup şeyini denedik olmadı şeyi
Bu itaatkar olalım sonuçta her kadına bir erkek gerek şeyi
Bu orduya yazılalım en azından maaşı boş gezmekten iyidir şeyi
Bu kadınları da askere alalım bizden iyi askerlik yaparlar şeyi
Bu diyet yapalım kimse yağlı tako yiyerek başkan olamaz şeyi
Bu spaya gidelim uzun, esmer, sarışın hassas biriyle tanışırız belki şeyi
Bu homofobik olalım yoksa bir sapığa arzu duyabiliriz şeyi

Yeni Emerikan şeyi mi bu?

Bu tatlı şey, yakışıklı şey, kalabalıkların karşısında söylenen şey,
kızlara diyorlar ki, çocuklara diyorlar ki, bize diyorlar ki, herkese diyorlar ki
devrimci ruhu öldürmeliyiz

Juan Felipe Herrera

Çeviren: Gökçenur Ç.