Edebiyat ortamımız, ülkemizin hali pür melalinden farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az vesaire. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Kağıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?

Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştık. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz.

Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti?

Öncelikle teşekkür ediyorum. Öykü yazdıkça dergilere ve çeşitli mecralara gönderdim. Bazıları yayımlandı. Bir dosya hacmine ulaşınca da Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ne gönderdim. Oradan gelen motivasyonla ve yeni öykülerle kitap haline gelen dosyayı oluşturmuş oldum.

Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?

Bir anı, bir durumu ya da bir olayı öykü ritminde okumayı ve anlatmayı seviyorum. Ayrıca, okuduğum bazı öykülere imrendiğim için, denemelerim de bu yönde oldu. Ve galiba yapabildiğime inandım, öyle gelişti işte.

Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler çektiniz?

Yayınevi belirlemedim. İlk dosyamı 2018 yılında hazırladım. Öykü yayımlayan çoğu yayınevine dosyamı gönderdim. Bir yayınevinin “ama”lı maili dışında otomatik olmayan bir cevap almadım. 2019 yılında yeniden bir dosya hazırladım. Onu da aynı yayınevlerine gönderdim. Sel Yayıncılık’tan olumlu dönüş aldım. Ve süreç başlamış oldu.

Kitabı yayıma hazırlama sürecinde size yol gösteren, yardımcı olan bir editörünüz oldu mu?

Bu konuda şanslıyım. İlki etrafımda yol gösteren insanlar var. En başından beri özellikle öykü üzerine konuştuğum samimi insanlar var. Onların hakkını ödeyemem. İkincisi, yayınevinin editörü olan Zarife Biliz dosyanın kitaplaşma sürecinde bana ve dosyaya çok emek verdi.

İlk kitabınızla hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz ne buldunuz?

Büyük değişimler olmadı doğal olarak. Ama edebiyat ile ilgilenenler dışında hayatıma temas eden insanlar bir kitap çıkaracağımı tahmin etmiyorlardı, onlar biraz şaşırmış olabilir. Umduğum şey, birilerinin okuyup ne düşüneceğine dair heyecanımı yitirmemekti. Bu his devam ediyor.

Telif aldınız mı?

Telif aldım.

Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?

Ben bir okur olarak edebiyat dergilerini çok önemsiyorum. Haliyle öykü yazdıkça da dergilere gönderdim. Yani dört yıl boyunca bazı dergilerde ara ara göründüm.

Kitabınız yayımlandıktan sonra yakın çevrenizin, okuma-yazma uğraşınıza ilişkin tavırlarında değişiklik oldu mu? Yazıyla ilişkinizde ciddi olduğunuza ikna oldular mı? Kitap size bu anlamda bir özgürlük alanı kazandırdı mı?

İlgilenenler ve ilgilenmeyenler vardı. Artık insanların geneli sosyal medya kullanıyor. Ben de kitapla ilgili bir haberi paylaşıyorum. Bazıları şaşırıyor. Bazıları hem şaşırıyor hem mutlu oluyor. Bazıları da hem şaşırıp hem mutlu olup hem de kitabı okuyacağını söylüyor. Kitap özgürlük kazandırdı mı emin değilim ama bir yayınevinin beğenmesi dosyanın kitap haline gelmesi kesinlikle çok iyi hissettirdi.

Peki, bundan sonra?

Okumaya devam edeceğiz. Yazabilirsek yazacağız.