Gwen Harwood

Söyleyin, siz kudretliler, güneyin sakinleri,
bu ayakkabı kutusu nasıl oldu da geldi
Salamanca pazarında bir tezgahın üstüne?

Yaklaşanlar filozoflar mı?
Hayır, rahipler. Endişelenmeme gerek yok.
Elli kuruş, ve sonsuza dek benim o.

Kutu kağıtlarla tıka basa dolu:
birbirine karışmış gözlemler, düşünceler
insan dilinin başlangıcı üzerine.

                   Bir dil düşünün ki onda her bir sözcük
                   yalnızca bir kez kullanılsın ve anlaşılsın.
                   Yararsız hecelerin istemsiz gezintisi!

                   Şayet bir kurbağaya konuşma öğretilseydi
                   nasıl anlardık yalan söyleyip söylemediğini?
                   Sinir altyapısını düşünün.

İşte karşımda ta kendisi. Kutusunu geri istiyor.
“Ludwig” — O kaşlarını çatıyor. “Wittgenstein bey,
rüya görmek fiilinin şimdiki zamanı var mıdır?”

Ona diyorum ki, “Bir keresinde bir kuzgun gördüm
bir kesekağıdından patates kızartması yiyordu
çıplak mı çıplak bir ağacın yüksek bir dalında.

Tazmanya kargası. İnanın bana.”
İnanmıyor ve ince uzun kağıt parçacıkları 
uçuşuyor ağacı yapraklarla donatırcasına.

Uyanıyorum, her zamanki gibi, çözümlenmemiş
sorunlarımla. Kuzgunla olanı gerçek.
Size yaşayan bir tanık getirebilirim.

Gwen Harwood

Çeviren: Nazmi Özüçelik

Selected Poems (2001) / Seçme Şiirler adlı kitabından.