James Monaco’nun “Bir Film Nasıl Okunur?” adlı kitabı Alfa Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabı, çevirmeni Tufan Göbekçin ile konuştuk.

Tufan Göbekçin

“Bir Film Nasıl Okunur?”uçevirmeye nasıl karar verdiniz?

Bir Film Nasıl Okunur, sinemayla ilgilenen herkesin okuması gereken bir klasik. Çok uzun süredir baskısı tükenmiş durumdaydı. Eski kopyaları çeşitli internet sitelerinde 400 liraya varan fiyatlarla satılıyordu. Bunun gibi bir klasiği yeniden okurlarla buluşturmak istedik. James Monaco’nun 2009 yılında önemli değişiklikler yaptığı baskıyı esas aldık.

736 sayfalık bir kitap. Özellikle 4., 5. ve 7. Bölümlerde önemli değişiklikler var. Metnin yüzde otuzdan fazlası yeni. Kitabın bu baskısına 125 yeni resim ve grafik eklenmiş. Yenilenmiş içeriğiyle ve yeni çevirisiyle uzun bir aranın ardından yeniden okurlarla buluştu.

Çevirmen olarak kendinizden kısaca bahseder misiniz? Ne tür kitaplar çeviriyorsunuz? Yazarlara sorulur, biz de çevirmen olarak size soralım: Bir çeviri rutininiz var mı?

20 yılı aşkın bir süredir yayın dünyasındayım. Sosyal bilimler, felsefe, tiyatro ve edebiyata ilgi duyuyorum. Çeviri mesleği ilgi duyduğum alanlara yoğunlaşabilme fırsatı tanıdı. Sırasıyla Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji ve son olarak da İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimleri aldım.

Yüzün üzerinde eserde çevirmen ve editör olarak görev yaptım. Dünya Felsefe Tarihinin Oluşumu, Tiyatro Tarihi, Bir Aktör Hazırlanıyor, Bir Karakter Yaratmak, Bir Rol Yaratmak, Shakespeare Kitabı, Edebiyatın Kısa Tarihi, Einstein – Yaşamı ve Evreni, Bilimin Kısa Tarihi, Dinin Kısa Tarihi ve Dilin Kısa Tarihi bunların arasında.

“Bir Film Nasıl Okunur?”un çevirisine gelelim. Nasıl bir süreçti, ne kadar sürdü, ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Çeviri süreci altı ay kadar sürdü. Teknik kısımlar zorluydu. Film incelemelerine geçtiğinde kitapta ele alınan filmleri bir kez daha izleyerek ilerledim. O kısmı çok keyifli bir hal aldı. Örneğin bütün gün Godard üzerine değerlendirmeler çevirdikten sonra akşam Serseri Aşıklar’ı izlemek iyi geliyordu.

Çevirmeden önce çalışmalarını okuduğunuz bir yazar mıydı James Monaco? Yoksa çevirmeye karar verdikten sonra mı tanıdınız?

Tiyatro tarihi ve teorisinde Oscar Brockett nasıl bir yer tutuyorsa, sinema tarihi ve teorisinde James Monaco öyle bir yer tutuyor. Hem Brockett hem de Monaco çevirmeden önce de okuduğum yazarlardı, o yüzden isimleriyle aynı sayfada ismimi görmek ayrı bir mutluluk.

“Bir Film Nasıl Okunur?”un Türkçe çevirisi hangi okurların ilgisini çeker sizce?

Sinemaseverler başta olmak üzere iletişim konusuyla ilgilenen herkesin ilgini çekeceğini düşünüyorum.

Çevirmen olarak kitapta sizi özellikle çok etkileyen bir bölüm var mı? Varsa hangisi ya da hangileri?

Monaco’nun özellikle medyanın hayatımızdaki yeri hakkındaki değerlendirmeleri beni çok etkiledi. Baştan çıkarıcı iletişim araçları, bizim gerçeklikle doğrudan bağımızı koparıyor. Monaco’nun tespitine katılmamak elde değil: Medyasferde birbirimizle ne kadar bağlantı kurarsak, gerçek hayattan o kadar izole hale geliyoruz.

Monaco buna dikkat çekerken 1984Cesur Yeni Dünya karşılaştırmasını temel alıyor. Hepimiz, “Büyük Birader”in bizi izlemesinden rahatsızlık duyuyoruz ama bizim “Büyük Birader”i merak edip takip ediyor oluşumuz da gözden kaçırılmaması gereken bir durum.

Monaco’nun ifadesiyle Huxley olmadan Orwell’ı okuyamayız: Güçlü gibi görünen bu yeni iletişim araçları, güçsüzleri oyalamak dışında hiçbir amaca hizmet etmeyen uyuşturucu bir iksirdir.