Deniz Köker

Sokak karanlık. Birer birer ara yollardan arkalarına bakarak geliyor insanlar. İzlenip izlenmediklerinden emin olmak istiyorlar. Çıt bile çıkmasın diye ayaklarda lastik ayakkabılar. Fener yok, çakmak yok, telefonların ışığı yok. Maske var, korkuyla karışık bir cesaret, özlem var. Dikkat çekmekten korkan erkekler ve kadınlar.

Tarihi sinemanın önünde buluşuyorlar tek tek. Kapıda sessizce karşılıyor genç bir adam. Gelenlerin biletlerine bakıyor. İnternetten satılan, şifreli biletlere.

Bir tüyün süzülmesini andırıyor hepsinin hareketleri. Kırılgan, ürkek, tedirgin.

Kadınla adam sokağın başında buluşuyor. Adam kadının avuçlarının içine maskeli dudaklarıyla bir öpücük konduruyor. “Söz vermiştim sana. Birlikte sinemaya gideceğiz demiştim.”

“Şşşşt sessiz olalım.”

“Hadi, şu sokağın sonu.”

İlişki hayli yeni. Maalesef bir sinemaya bile izin vermemişti pandemi. Duyunca çok sevinmişlerdi bir sinefilin bu cesur eylemini. Nice sevgililerin ilk filmlerini seyrettiği tarihi salonun önündeydiler şimdi. Sahibi, salonu sinemayı çılgınca özleyenler için gizlice açmaya karar vermişti o gece. “Her yer açılıp açılıp kapanırken, neden sinemalar, salonlar böylesine öksüz? Filmlerin boynu bükük? Neden?” demişti röportaj verdiği bir yerde.

Fuayeye alınan izleyiciler, çıt çıkartmaya bile çekinerek öylece beklediler. Patlamış mısır makinesi bile korka korka patlatıyordu. Mısır olmasa olmaz mıydı? Olmazdı. Sinefil sinema sahibi, özlenen atmosferi armağan etmek istiyordu gelenlere. Kadınla adam, iki orta boy mısır aldılar. Maskenin altından birkaç tane ağızlarına attılar. Ses çıkmasın diye nerdeyse çiğnemeden yuttular.

Sürpriz film başlarken, anons yoktu, sadece salonun girişinde yanıp sönen kırmızı ışık izleyicileri davet etti. Kimse hangi filmin çıkacağını bilmiyordu. Olsundu.

Herkes bir çocuğu uyandırmaktan korkarcasına yerlerine yerleşti. Kadınla adamın koltukları, ihtişamlı salonun oymalı duvarlarına yakın bir yerdeydi. Özlemle salonu incelediler tepeden tırnağa. Gelenlerin gözlerindeki heyecana baktılar, memnun oldular. Kadın adamın omzuna başını koydu. Adam kadının saçlarını okşadı.

Başını kaldırdı kadın aşkla, adamın gözbebeklerinde kendini aradı.

Filmde reklam yoktu tabii. Hemencecik jenerik başladı. Gözler özlemle beyazperdede buluştu. Kadın önce söyleyip söylememekte tereddüt etti. Akan isimlere, filmin adına baktı dikkatle. Ama saklayamadı içinde: “Ben bu filmi görmüştüm.”

Deniz Köker

İllustrasyon: Beste Köker