Nitelikli yayıncılık yapma uğraşında olan yayınevlerini daha yakından tanımak için başlattığımız dizimizde konuğumuz, Hayalkurdu Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Alper Beşe.

Hayalkurdu Yayıncılık ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

Hayalkurdu, resmi kayıtlara göre 2021’in Ocak ayında kuruldu. Yani ekonominin çıkmazda olduğu, hemen her sektörde büyük bunalımların yaşandığı, çalışma modellerinin değiştiği bir zamanda. Ama yayıncılık düşüncemiz oldukça eskilere dayanıyor. Yaklaşık 20 yıldır birlikte veya ayrı ayrı yürüttüğümüz radyo, televizyon, reklam, dergi çalışmalarından sonra artık elimizi taşın altına koyma kararı verdiğimiz sevgili dostum Volkan Çağan ile Hayalkurdu’nun çekirdeğini oluşturduk. İşin mutfağında ise gazetecilik ve iletişim alanlarından gelen isimler bulunuyor.

Hulki Aktunç’un “yeni” yazarlara sorduğu gibi soralım: Yayıncılık dünyasında nasıl bir eksiklik gördünüz ki Hayalkurdu Yayıncılık’ı kurmaya karar verdiniz? Bununla bağlantılı olarak, yayınevi politikanızı nasıl tanımlarsınız?

Geçmişi hayli uzağa gitse de Türkiye’de çocuk yayıncılığı dünyadaki örneklerle karşılaştırıldığında henüz kurumsallaşmış bir yapı sunmuyor. Bunda siyasetten ekonomiye, sanattan spora her alanda karşımıza çıkan günü kurtarmacı tavrın etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Yayıncılık, özellikle çocuk yayıncılığı ise doğası gereği bugünden çok geleceği hedefleyen bir iş kolu. Önümüzdeki başarılı örneklerin kazanımlarından faydalanarak ticaretten çok kültürün alanında iş gördüğümüzü unutmadan kitap yayımlamanın ülkenin kayıp yıllarını telafi etme yolunda atılmış adımlar olduğunu ileri sürebilirim. Yayınevi politikamız da bu görüş etrafında şekilleniyor. Çocukları nitelikli kitaplarla buluşturmanın bugün, geçmişten daha önemli bir konumda olduğu görülüyor. Bunu iki cepheden bakarak söylüyorum. Birincisi dünyanın günümüzde ulaştığı nokta. Yani, Dünya şu kadar milyar yıldır, insanlık şu kadar bin yıldır yokmuşçasına geleceği ipotek altına alan bir tüketim çılgınlığı ile teknolojinin “kolaylaştırdığı” yaşamda temel insani özelliklerin (moral veya fiziksel) tedavülden kalkması sorunu. Diğer taraftan ülkemizde hüküm süren, yaşam tarzını tektipleştirme temelli yönetim anlayışı. Bu iki olumsuzluğun içinde yaşama adım atan çocuklardan “geleceği inşa etmesini” beklemeye hakkımız yok. Onlara geçmişin sanatsal, bilimsel, edebi, felsefi birikimlerini aktarmadan onların mutlu bir dünyada yaşayamayacaklarına inanıyorum. Çocuklarımızın mutlu olmak haklarını söke söke alabilmeleri için bu karanlıkta önce bir kibrit alevi, kimbirlir gelecek yıllarda bir meşale olmak istediğimizi söyleyebilirim. Bu doğrultuda yayın politikamızı, okullarda, basında, dijital mecralarda karşımıza çıkan çıtayı baz almayan, çocuklarımızın ve ülkemizin gizilgücünü harekete geçirmek için verili koşulları zorlayan kitapların yayıncısı olmak şeklinde tanımlayabilirim.

Piyasa koşullarının çetin olduğunu biliyoruz. Karşılaştığınız başlıca zorluklar neler? Bunlarla nasıl mücadele ediyorsunuz?

Sondan başlayarak söyleyeyim, henüz başında bulunduğumuz bu mücadelede ekonomik parametleri görmezden gelmek olanak dışı. Her türlü üretimin önüne setler çekilen, dolayısıyla dışa bağımlı bir ülkede kâğıt, tutkal, boya gibi malzemelerin üretilmediğini pek çok insan bilmeyebilir. Döviz kurundaki yükseklik bu gider kalemlerini bizatihi engel olarak çıkarıyor karşımıza. İnanın bir kitabın son ürün olarak rafa konması sürecinde üretici konumundaki yazar, çizer, çevirmen ve yayıncılar, basımevi, dağıtımcı gibi ikincil aktörlere oranla çok daha az maddi kazanım sağlıyor. Yine de kaliteden ödün vermeden, her tür koşulu zorlayarak yolumuza devam etme azmimizi koruyoruz.

Yayınevinizedosya göndermek isteyen yazarların bilmesi gerekenler nelerdir?

Türkçe. Aslına bu herhangi bir yayınevi veya süreli yayına ürün göndermek isteyenlerin bilmesi gereken başlıca öge. “Kitabım çıksın da nereden çıkarsa çıksın” düşüncesinde çok sayıda insan olduğu editörlerin yıllardır dile getirdiği bir konu. Yayınevimizin ne tip kitaplar yayımladığını inceleyerek hangi kitapları basmayacağımızı kestirebilecek yazarlarla çalışmak isteriz.

Önümüzdeki dönemde yayımlamayı düşündüğünüz kitaplar hakkında bilgi verir misiniz?

Bir müjdeyle başlayayım: Ağustos ayında bir felsefe kitabıyla geliyoruz. Çocuklar İçin Felsefe (P4C) dünyada oldukça yaygınlaşmış, ülkemizde de emekleme aşamasında bir alan. Hollandalı ikili Mark van Dijk ve Sander Ter Steege’nin yarattığı ele avuca sığmaz karakter “Becky Breinstein”ın ilk macerası Sokrates’in Zehir Kadehi, didaktiklik tuzağına düşmeden eleştirel düşüncenin temellerini gösteren bir yapıt. Akıllı kızımız Becky adeta Necatigil okumuş gibi bu “çok çiğ çağ”a binyıllar öncesinden bakarak Sokrates’le bir maceraya atılıyor. Felsefenin büyük büyük laflar etmek olduğunu sanan yetişkinlere inat Becky bize salt sorgulama ve merak duygusunun felsefeye giden yol olduğunu gösteriyor. Kurmaca ile felsefeyi bir araya getiren bu kitabın yalnız 10 yaş ve üzeri çocuklara değil, felsefe tarihine ilgi duyan yetişkinlere de keyifli bir okuma deneyimi sunacağını düşünüyorum.

Sonraki süreçte yine eleştirel düşünceyi temele alan kurgu kitaplarımız gelecek. Biri Norveççeden, diğeri İtalyancadan. Belki biraz ağır ama emin adımlarla ilk yılımızı tamamlama yolunda gündemimizde bazı kurgu dışı kitaplarımız da var.