Fransız postmodern edebiyatında özel bir yere sahip Patrick Modiano’nun Karanlık Dükkânlar Sokağı okuyucunun akıl yürüterek parçalardan bütüne ulaştığı bir roman. Yazar bu kitabıyla 1978 yılında Prix Goncourt Ödülü’nü kazanmış.

Postmodern edebiyatın temel bir öğesi olan oyun, romanda gizemli bir cümle ile başlıyor: “Ben bir hiçim. O akşam, bir kafenin terasında oturan soluk bir gölgeden ibaret bir hiç.” (s. 11)

Romanın ilk kısmında bir kaza sonucunda hafızasını yitiren kahramanımız, geçmişini hatırlatan imgelerin ışığı altında, Paris sokaklarında kimliği ile ilgili bilgi toplamaya başlar. Araştırma yapmaya gittiği yerlerin, yaşamdan izler taşıdığına inanır.

“Binaların eski sakinlerinin ayak seslerinin hâlâ yankılandığına inanırım. Arkalarından bir şey titreşmeye devam eder: Bu dalgalar giderek azalsa da, dikkatli bir kulak onları duyabilir.” (s. 92)

Kitapta bölümler boyunca bir tür polisiye romanın gizemini hissederken, bir yandan da kahramanımızın nasıl hafıza kaybı yaşadığını merak ediyorsunuz. Benöyküsel anlatıcının verdiği ipuçlarıyla köken arayışında bir dedektif gibi kimliğini bulmaya çalışması okuyucuyu romanın içine çekiyor. Mektup ve küçük notlarla kişiler hakkında bilgi edinirken olayların geçtiği tarih hakkında da fikir sahibi oluyoruz.

Kahramanımız bazen tanıdığı bazen de tanıyamadığı kişilerin verdiği bisküvi kutularındaki fotoğraflar, küçük notlar ve telefon rehberindeki numaralardan yola çıkarak bir sonuca ulaşmaya çalışır. Geçmişinden gelen dalgalar kıyısına çarptıkça İkinci Dünya Savaşı’nın acı dolu işgal yıllarını anımsar. Gerçekten bulduğu ipuçları onun kimliğini bulmasına yardım edebilecek midir?

Patrick Modiano

Romanın ikinci yarısında yüzlerden yüzlere, isimlerden isimlere hafızanın labirentinde yapılan yolculukta kahramanımız kim olduğunu bulmuş gibi görünse de romandaki anahtar kelimelerden biri olan belirsizlik devam ediyor. Bulduğu gerçek kimliği mi, yoksa sadece hayali bir karakter mi? Bunu anlayamıyoruz.

Modiano kitaptaki insanların psikolojik portresini çizerken, farklı insanları birleştiren ortak hükmün ne olduğunu bulmaya çalışır. Bir insanın yaşayarak kendini var ederken çevresindeki insanlarla bir bağ kurduğunu, zaman içerisinde bu bağın nasıl kopabileceğini romanda görüyoruz. Karşımızda kayıplar karşısında hayatını dengede tutmaya çalışan bir kahraman var.

“Kısa bir süreliğine bu lügandan uzağa, dünyanın öbür ucuna, uzun zaman önce bu fotoğrafın çekildiği Güney Rusya’nın sahil beldesine gidiveriyorum. Küçük bir kız akşam karanlığında, annesiyle beraber plajdan dönüyor. Yok yere ağlıyor çünkü oyununa devam etmek istiyor. Uzaklaşıyor, sokağın köşesini döndü bile. Ve tıpkı bu çocuğun mutsuzluğu gibi, yaşamlarımız da gecenin karanlığında hızla yok olmuyor mu?” (s. 173)

Bazı kitaplar vardır, okuyucu elinden bırakmak istemez. Postmodern bir yazar olan Patrick Modıano kitapları da bu kategoriye giriyor. Bir insanın kimliğini neyin oluşturduğunu sorgulayan ve düşündüren bir roman Karanlık Dükkânlar Sokağı.

Feride Serin