Tansu M. Gülaydın

Benimle rahat konuşabilecek insanlar aradım.

Edebiyatçılar, diplomatlar, borsa yatırımcıları, bebek kundurası ustası sayacılar. Vali vekilleri. Af edersiniz domuz avcıları. Çok ama çok özür dileyerek, Rum terziler. Ermeni bakırcılar. Balıkesirli işkembeciler. Savaştepeli peynirciler. Mustafa Kemal Paşalı at yetiştiricileri. Bandırmalı vapurcular. Tirilyeli balıkçılar, _levrek marin_ onlara sorun. / Boğaz hattına yanlamış kum kosteri kaptanları. Kifayetsiz doçentler. Sorgu ve kurgu hakimleri. Duygu cambazları. Dilbazlar. Hokkabazlar. Üçüncü Selim şenliklerinde kim varsa onlar. Çok Selim var. Kaçıncıysa o. _Ömrü yetmedi Osmanlının 87. Selim’e_ Cumhuriyet hekimleri. İlk öğretmenler. Şehir kulübü şefleri. Cumhuriyetin ilk mühendislerinden biri bile olamadı babam, ama _bence_ ilk insanıydı. Yabana atmayınız. Attırmam. Makinistler. Kösele tacirleri. İlk terlikçiler. Sümerbank işçileri. Brokırlar. İnsan kaynakçıları. Metal kaynakçıları. Gemi kaynakçıları. Kaynakçalar_Labirent kurarlar. Yok olmayınız oralarda_. Dip notlar. Voltmetreler. Amper sayaçları. Elektrik saati okuyucuları. PTT mensupları. Meczuplar. Cumhuriyetin ilk eşcinselleri. Osmanlı oğlanları. Sağlam uzatırım. Burada bırakayım:

Ve kalaycılar. Kalay_Lama / anneannelerimizin hikayesini / _bir çanak gibi_ / aslında çanak / ve pürmüz / ve / alev / en dar -ama en dar- kaldırıma oturtulmuş / alev ustaları. Elimizde kibrit bile yokken / bir adamın mahalleye ateş salması. Ateş bostanı. Bir gece önce kuru fasulye yediğim kırma çanağın ateşe tutulması. Çinko şok. Açtım ve kaşık salladım. Suçum yok. Tabak o tabak değil. Annemin yaptığı pilav beni öldürecekti, az kalsın.

Kalaycılar korudu beni melamin dönemi öncesi. Tekbir. Allah bir/çanak bir. 1970 verilerine göre, aynı kuru tabağına kaşık sallayan altı kişilik bir ailenin, zehirlenme olasılığı yüzde yüzdür. KBK. Korudu Bizi Kalaycılar.

Tansu M. Gülaydın