İlk kez 2017’de çıkan “Kimdir Bu Mitat Karaman?”ın devam kitabı “Beter Ol Mitat Karaman!” geçtiğimiz günlerde yine Can Yayınları etiketiyle Mitatseverlerle buluştu. 2000’li yılların başından beri edebiyat dünyasında olan Doğu Yücel, bu yeni kitabında da Mitat Karaman macerasına devam ediyor. Genellikle fantastik tarzda yazdığı romanlarıyla tanıdığımız yazarın çeşitli kitaplarını okumuş ve çok beğenmiştim. Özellikle de 2019 yılında, iki Mitat Karaman kitabı arasında çıkan öykü kitabı “Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam” bende farklı bir yer etmişti. Bu arada Mitat yakında film oluyormuş, bu güzel habere de değinmiş olayım. Mitat diyorum çünkü o bizden biri. “Kimdir Bu Mitat Karaman?”ı okumayanlar için biraz Mitat’tan bahsedeceğim. Mitat Karaman otuzlarında, muhasebeci, tek başına yaşayan, kendi hâlinde bir adam. Bir gece zile basılınca yanlışlıkla apartmanın kapısını açar ve bu eyleminden ötürü olabileceğinden korktuğu ne varsa absürd bir hızla onu bulur. Yaşadığı Cennet Apartmanı adeta ayağına dolanır. O bir yolunu bulup kahramanlığını ilan edecektir de bunun gerçekleşme şekli onu klasik kahraman anlatılarından ayırıyor. Çünkü aslında o bir anti kahraman. Bir kere Mithat değil Mitat, Kahraman değil Karaman. Bir insanın hem adında hem soyadında meydana gelebilecek harf hatası her yerde karşısına çıkarsa ordan bir roman çıkıyor bu şekilde. Yazarın bu sözcükleri kullanmasının da tesadüfî olmadığı aşikâr zaten. Mitat, adeta anti kahraman olmak üzere kurgulanmış bir karakter.

T24‘teki “Kahraman-Antikahraman (2)” başlıklı yazısında Şefik Onat der ki:

“Anti kahraman kesinlikle Düşman-Hasım (Antagonist) değildir. Anlatının başkişisidir (Protagonist) ama Kahramanın zıttıdır.”

Anti kahraman olan kişi, kahraman olma yolunda karşısına çıkacak her türlü engeli level atlar gibi göğüsler çünkü amaç anlatıda karşıt karakter olmak değil yine bir yolunu bulup kahraman olmaktır. Anti kahramanları genelde toplumsal dayatmalardan uzak kendi ahlak yasaları çerçevesinde hareket eder halde görüyoruz. Mitat da böyle, bir anda dedektif romanlarındaki kahramanlar gibi gerçeği ortaya çıkarmak için aksiyon peşinde buluyor kendini. En bilinen anti kahramanlardan biri Dostoyevski’nin Yeraltı adamı. Yine aynı şekilde Suç ve Ceza’nın Raskolnikov’u da bir başka örnek. Kahraman olma yolunda kendilerine biçilen rollere uygun davranışlarda bulunuyor gibi görünseler de onları bundan mahrum eden temel etken karakterlerinin buna müsaade etmeyişi. Kimi zaman da bunlardan farklı olarak çıkıyorlar karşımıza. Saf halleri gülünç bir durum doğuruyor. Don Quijote gibi. Bir “olamayan” olarak aklımıza ilk düşen isimlerden Cervantes’in bu karakteri. Mitat’ı okurken de aklımda hep Don Quijote vardı. Mitat’ın yaptığı da yel değirmenlerine karşı savaşmak değil de nedir? Hatta “Monoton Koşucusu” olarak nitelendirir kendini Mitat. Roman boyunca birkaç kere geçer bu ifade:

“O, yeniden eskisi gibi bir monoton koşucusu olmalıydı. Monoton koşucusu. Aklından geçen bu kalıba güldü. Böyle bir Twitter hesabı açsa sırf ismiyle bile epey takipçi toplayabilirdi.” (s. 67)

Oysa bir yerde durmalıydı Mitat Karaman. İlk kitapta macera bir şekilde son bulmuştu. Neden yeniden olmayacak işlere soyunuyordu? Yazar da bunu dile getirir bize satır aralarında: “Mitat’ın macerası sonlanmıştı ve şimdi sıradan hayatta en çok o zorlanacaktı, sonuçta o başkahramandı, protagonistti.” (s. 67)

Değineceğim bir diğer nokta da romanda postmodernist sayılabilecek ayrıntılar. Mitat’ın öykü yazmak için katıldığı yaratıcı yazarlık atölyesinin yürütücüsü olarak karşısına Doğu Yücel çıkıyor. Üstelik tek öğrencisi Mitat’tır. Yazarın, kendini başka bir yazarmış gibi romana dahil ettiğini görüyoruz. Aralarında geçen konuşmalar da aslında yazarın Mitat’a söylemek istediği gerçekler. Doğu Yücel böylece okuyucuyla oyun oynamış da oluyor. Ayrıca başka çağdaş yazarlara da rastlıyoruz romanda. Nermin Yıldırım, Seray Şahiner gibi… Yazarın kendisi ile birlikte bahsi geçen bu yazarlar da bir şekilde kurmacanın parçası haline geliyorlar bir noktadan sonra. Bu aşama itibariyle gerçek dünya ile kurmaca bir parça birbirine karışıyor. Roman boyunca dört bir koldan düğümlenen olaylar elbette ki sonunda bir çözüme kavuşuyor ve aslında Mitat başkahraman olmaya devam ediyor. Bir de karga, kara kedi, tavus kuşu gibi romanda leitmotif haline gelen başka unsurlar var. Genelde gotik edebiyatın bir parçası olarak karşımıza çıkan karga, kara kedi gibi varlıklar burada korku/gerilim atmosferi yaratmaktan çok Mitat’a musallat olmaları ile birer mizah parçası haline geliyor. Karga ve kediden bahsetmişken romanın kapak tasarımına da değinmek gerek. Ben ikinci kitabın kapağını ilkine göre daha dikkat çekici buldum. Kapak illüstrasyonu ve bölüm vinyetleri Ersin Karabulut’a ait ve oldukça etkileyici. Mitat Karaman’ın ilk kitapla Cennet Apartmanı’nda başlayan macerasının bu kitapla şehre yayıldığını da kanıtlar nitelikte. Mitat Karaman’ın maceralarını merak edenler bu kitapla başlayabilirler elbette fakat yine de ilk kitapla başlamak ikinci kitaptan alınan tadı büyük oranda arttıracaktır.

Nagihan Kahraman