Handan Demir

aldığı her nefeste sonu belli bir anlatı
neredeyiz?
medet ummadığımız bir yarının yaralı dizlerinde 
iyice tanındık bir şehrin yabancı köşelerinde sakat
eğer doğruysa
mutlu kişi henüz doğmamış olansa
çarmıhımı asıp baba ocağının duvarına
serin bir dere kenarında dinlenmeye giderim
dişlerimin arasında kuru ince bir otla.

evlerimiz kimin ocağından sürülmüşse bizim
baştan geri dönmemeye yazgılı
baştan bol topraklı bahçelerde gergin
zemindeyim
evin zemini burası
pazar akşamı
inemem aşağı daha.

zor iştir ölü olmak insanlar arasında
ölü olması gibi şu otun dişlerimin arasında
yıllar boyu bataklık kenarında salınmış bu ot
serçelerle konuşmuş
türlü başka kuşlarla
ve başka otlarla kendinden ölesiye farklı
misal tenha bir kamışla
ya da nilüfer çiçeği
ve sonunda anlamış kamış kuş sürülerini
ve sonunda anlamış serçe ankayı 
otsa ölesiye geveleniyor dişlerimin arasında

herhalde zahmetli iştir ölü olmak
vakitsiz çiylerle donayazdık kurudu zevkimiz
bekledik, ateş yakmak geldi aklımıza
beklemenin cehennemine yığdık bütün ölü otları
ısındı içimiz
sevgili ölülerimizin hayaletiyle göz göze
şimdi her yerdeyiz
birden her yerdeyiz
nereye baksan
orada

Handan Demir