Berbat bir trafik, araçlarını yayaların üzerine süren ve yerli yersiz kornaya basan şoförler, kaldırımları işgal etmiş arabalar, şehrin dar yollarında istediğini yapma hakkını kendilerinde gören devasa arazi araçları, şehri cehenneme çeviren ve hiç bitmeyen şantiyeler, kaderine terk edilmiş yıkık dökük eski binalar, gözü ve ruhu yoran reklam panoları, döviz büroları, olur olmaz yerlere yapıştırılmış seçim afişleri, yol istediğinde ya da uyardığında hemen kabalaşan insanlar, market kuyruğunda biraz fazla beklediğinde hem önündeki müşteriye hem de kasiyere bağırıp çağıran tahammülsüzler, internet kafelerde vakit öldürenler, çok odalı bir sarayın önünde, o saray yapılırken ölen onca işçiyle ilgili haberlerin örtbas edildiğine dair hikâyeleri hiç umursamayıp hatıra fotoğrafı çektirenler, veli toplantısında öğretmeni çiğ çiğ yeme hazzını yaşamanın peşine düşen veliler…

Çok tanıdık geldi, değil mi? Ama yanıldınız! Bütün bu görüntüler bu topraklara değil, Bükreş sokaklarına ve Kasım 2021’de gösterime girmiş bir filme ait: Bad Luck Banging or Loony Porn, Türkçe ismiyle Kaçık Porno.

Film “hard core” bir sahneyle açılıyor. Üç dakika süren bu sahnede, bir kadınla erkeğin cep telefonlarıyla çektikleri sevişmelerini izliyoruz.

Sonra kadın Bükreş sokaklarında dakikalarca yürüyor. Telefonuyla konuşmalarından öğreniyoruz ki çektikleri seks görüntüleri internete sızmış ve son hızla yayılıyor. Meğer erkek tarafı olan koca bilgisayarını tamire götürdüğünde tamirciler videoyu internete koymuşlar. Öğretmen olan kadının çalıştığı okuldaki bazı öğrenciler ve veliler de bu görüntüleri izleyince ortalık karışmış. Kadın acil engizisyon mahkemesine ya da veli toplantısına çağrılmış.

Film, üç bölümden oluşuyor. Kadının telefon konuşmalarından ne olup bittiğini öğrendiğimiz ilk bölümden sonra hikâyeden tamamen uzaklaşıp Romanya ve dünya tarihinden bazı fotoğraflar, söylemler izlemeye başlıyoruz. Burası ikinci bölüm ve seyirciyi sıkmayı göze alıp umulandan uzun sürüyor.

Bu bölümde öğreniyoruz ki Romanya, 1944’te müttefiklere katılmak için Nazi Almanya’sı ile ittifakını sonlandırırken bir gazete iki sayı birden hazırlamış. Başlıklar şöyle: “Yaşasın Stalin!” ve “Yaşasın Hitler!”

En güven duyulan kurum olan Rumen Ortodoks Kilisesi, 1989’da ordu kurşunlarından kaçmaya çalışan devrimcilere katedral kapılarını kapamış. Her on Rumen çocuktan altısı aile içi şiddete maruz kalıyormuş. “Oral seks” internette en çok aranan kelimeymiş.

Bana nedense çok tanıdık gelen bu ve benzeri birçok bilginin fotoğraflar, haber kupürleri ve video görüntüleriyle verildiği bu bölüm seyirciyi sanki üçüncü bölüme hazırlıyor.

Üçüncü bölümde öğretmenimiz kafeslerinde ileri geri dönüp duran aç aslanlara benzeyen velilerin karşısına geçiyor. Yüzlerindeki maskelere rağmen ikiyüzlülükleri gözlerine ve sözlerine sızmış kadınlı erkekli bu insanlar öğretmene inanılmaz suçlamalar getiriyorlar. Bir tanesi bilgisayarını açıp videoyu herkese tekrar izlettiriyor. Bir başkası görüntüleri sonuna kadar izleyip “mutlu son”a da ulaşmak istiyor. Oral seksle anal seks arasındaki farkı kötücül bir hazla tartışıyorlar. Görüntülerdeki erkeğin kocası olup olmadığını, bu işi hep yapıp yapmadığını soruyorlar. Öğrencileri tarafından sevilen iyi bir öğretmen olduğu gerçeğini es geçip yakılan Yahudilerden bahsettiği için komünistlikle suçluyorlar. Çocuklarının böyle şeyler yapan bir öğretmen tarafından eğitilmesini kesinlikle istemediklerini ifade eden nutuklar atıyorlar.

Öğretmen karşılarında hep dik duruyor. Kendini, kadınlığını, bedenini şahane bir şekilde savunuyor. Seks yaptığı kişinin kocası olduğunu, kocası olmasaydı bile iki yetişkin insan olduklarını ve yaptıkları her şeyde ikisinin de rızası olduğunu, önemli olanın da bu olduğunu söylüyor. Bu işi hep yapıp yapmadığını soran erkek veliyi sesindeki şehvetle yüzleştiriyor. Bilgisayarını açıp görüntüleri tekrar izlettiren kadın velinin, çocuğu iyi not alsın diye teklif ettiği rüşveti ifşa ediyor. Buradaki asıl sorunun, on iki yaşındaki çocukların bu görüntülere ulaşmaları olduğunu söylüyor ve velilerin bu yaştaki çocukların izledikleri şeyleri neden denetlemediklerini soruyor.

Buradan anlıyoruz ki ilk iki bölüm, seyirciyi üçüncü bölümdeki ırkçı, cinsiyetçi, faşist ve sadece kadın bedeni üzerinden şekillenen ikiyüzlü ahlak söylemlerine hazırlamış.

Filme üç son yazılmış. Üçünü de izliyoruz. İlk bölümde, ikili oynayan okul müdürünün yönetiminde veliler arasında oylama yapılıyor ve öğretmenin her şeye rağmen okulda görevine devam etmesine izin veriliyor. Diğer ikisinde yine oylama yapılıyor ve öğretmenin görevi bırakması isteniyor. Hangi sonun uygun olduğu kararı sanki seyircinin kişisel ahlak anlayışına bırakılıyor.

Bu arada aynı görüntülerde bedenini her şeyiyle sergileyen erkek hiç konu olmuyor. Hatta muhtemelen arkadaşları tarafından erkekliğiyle ilgili övgüler düzülüp sırtı sıvazlanıyor.

Sıra dışı bir kurgusu olan film, aslında global bir sorun olan toplumsal ikiyüzlülüğü başarılı bir şekilde anlatıyor. Ahlakın hep kadın bedeni üzerinde şekillendiğinin, kadın hazzının ve cesaretinin hor görüldüğünün, cadı avının öyle ya da böyle devam ettiğinin, şefkatle şehvet arasındaki ince çizginin, insanın yaşamayı arzulayıp yaşayamadıklarını yaşayanlardan kolayca nefret edebildiğinin, sözlerdeki iyiliklerin davranışlara her zaman yansımadığının, gerçeklerin görünenlerden çok farklı olabileceğinin, kendilerinde yargılama hakkını gören ya da bu hak verilenlerin güç zehirlenmesiyle çok acımasız olabileceğinin altını çiziyor.

Radu Jude yönetimindeki film, 71. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü almış. Pandemi koşullarında çekildiği için oyuncuların tamamının maskeli olması, vurgulanmaya çalışılan ikiyüzlülüğe cuk oturmuş. Filmin afişinin, adıyla ve içeriğiyle müthiş uyumunu özellikle belirtmeliyim.

Kadın cinselliğinin içki sofralarından veli toplantılarına kadar birçok mecrada müstehzi gülüşler eşliğinde aşağılandığı bir dünyada, bir kadın olarak içinde ve adında pornografi olan bir filmi anlatırken ve yazının başlığında bu sözcüğü kullanırken hissettiğim kişisel tereddüt, benim filmi daha iyi anlamı sağladı. Tüm seyircilere benzer anlayışlar dilerim.

Berrin Yelkenbiçer