Oxford İngilizce Sözlüğü 1928’de yayınlanmış olsa da, günümüzde bile başvurulan temel kaynaklardan biri olarak kabul edilir. İlk baskısını 12 cilt olarak yapan ve o günlerde “Yeni İngilizce Sözlüğü” olarak isimlendirilen bu sözlük, ilerleyen yıllarda bir daha geliştirilerek 20 ciltlik devasa bir eser haline gelir.

Tabii bu kolay bir iş değil. Sözlüğün hazırlanış serüveni, en az sözlük kadar önemli ve dikkat çekici bir hikâye barındırır. Bu hikâyede ismi bilinen bilinmeyen pek çok kişi var, ama içlerindeki iki kişinin durumu hepsinden ayrı bir yerde durur: Dr. W. C. Minor ve Dr. James Murray, namı diğer Deli ve Dâhi.

Deliliğe Giden Yol

1834’te dünyaya gelen Minor varlıklı, soylu bir aileye mensuptu. Bu sayede iyi bir eğitim aldı, Yale’de okudu ve üniversiteden, geleceği parlak bir doktor olarak mezun oldu.

Tam da Amerikan İç Savaşı’nın patlak verdiği yıllardı. Minor ilk başlarda her ne kadar cephe gerisinde hizmet vermiş, savaşın vahşetinden uzak durmuş olsa da, kısa bir zaman sonra o da kendini sıcak çatışma hattının içinde buldu. Bu andan sonra yaşadıklarıysa onu adım adım akıl hastalığına sürükleyecekti.

Arkadaşlarını kaybetmek, asker kaçaklarını cezalandırmak gibi kimi büyük trajedileri birebir yaşayınca Minor iyiden iyiye kendini kaybetmeye başladı. Bu acıyla başa çıkamıyordu. Hissettiği korku öyle büyük boyuttaydı ki, savaştan sonra bile zehirleneceği, intihar süsü verilerek öldürüleceği paranoyasıyla insanlardan kaçmaya başladı. Nihayetinde de gözetim altına alınarak bir hastaneye kapatıldı.

1871’de hastaneden çıktı ve hava değişimi için İngiltere’ye gitti. Bütün bunlardan uzaklaşmak ona iyi gelecekti. Yaklaşık bir yıl olaysız geçti. Ancak Minor’un paranoyaları yine artmaya başladı. Bir sabah odasında bir karaltı gördüğünü sandı ve hemen silahını alıp dışarıya fırladı. Karşısına çıkan ilk insanı, kendisini öldürmeye gelen karaltı sanıp peşinden koştu ve adamı kurşunlayarak öldürdü. Halbuki ölen kişi kendi halinde, yoksul bir işçiydi.

Minor derhal tutuklandı ama yapılan soruşturmada akıl hastası olduğuna hükmedildi ve Broadmoor Suçlu Akıl Hastaları Hastanesi’ne kapatıldı. Neredeyse hayatının sonuna kadar orada kalacağından habersizdi üstelik.

Yeni Bir Sözlük Fikri

İngilizce sözlük çalışmaları aslında epey eskilere dayansa da içlerinden en yetkin olanları 18. yüzyıldaki sözlüklerdi. Ne var ki zaman geçtikçe bu çalışmalar bile yeterli gelmemeye başladı. 1857’de, Guy Fawkes Günü’nde “Büyük Sözlük Projesi”ni konuşmak için bir grup filolog bir araya geldi. Daha öncekilerden farklı olarak bu sözlükte kelimelerin yaşam öyküsünü çıkarmayı ve ilk nerede, nasıl doğduklarını, nerelerde kullanıldıklarını da araştırıp yazmaya karar verdiler. Ancak tahmin edileceği üzere bu iş çok vakit alacaktı, sadece bir grubun çalışmasıyla asla bitmezdi. Bu yüzden halkı da işin içine katmaya karar verdiler. 1250’den 1674’e kadar yayımlanmış bütün kitapları ve nitelikli dergileri okuyup tek tek rapor çıkarmak için kolları sıvadılar.

Fikir güzel olsa da halkın desteği yıllar içerisinde azaldı. İnsanlar kendilerine gelen kitapları, dergileri peyderpey iade etmeye başladılar. Yalnızca 1879’da iki ton ağırlığında kitap iade edildi.

Aynı yıl, Filoloji Derneği’nin üyelerinden biri olan James Murray fikrin güzel, uygulamanınsa sorunlu olduğunu düşündüğü için projenin editörlüğünü üstlendi ve “kelime seferberliği”ni yeniden, daha büyük bir iştahla başlattı.

1837’de doğan, ailesinin yoksulluğuna inat müthiş bir beyne sahip olan ve okul eğitimini 13 yaşında bırakan Murray, seferberliğin yaygınlaşması için bir bildiri kaleme aldı. Kısa zamanda herkese, her yere ulaşan bu bildirilerden biri bir kitabın arasında unutuldu ve o kitap günün birinde Broadmoor Hastanesi’ndeki hücrelerden birine girdi: Minor’un hücresine. Sekiz yıldır Broadmoor’da olan ve bütün vaktini kitap okuyarak geçiren Minor bu çağrıyı kutsal bir emir gibi karşıladı.

Minor o günden sonra yaklaşık 20 yıl boyunca Murray’a binlerce kelimeyi türlü açıklamalarıyla beraber gönderdi. Sözlüğe yaptığı katkı o kadar büyüktü ki Murray tanışmak için onu sürekli yanına davet etti ancak Minor bu davetleri neden göstermeden kibarca reddetti.

Murray yıllar sonra Minor’un yanına gidene dek gerçeği öğrenemeyecekti.

Film Uyarlaması

Simon Winchester’ın kaleme aldığı “Deli ve Dâhi: İngilizcenin En Kapsamlı İlk Sözlüğünün Hazırlanışının Çılgın Hikâyesi” geçtiğimiz günlerde raflara girdi. İthaki Yayınları etiketine sahip olan kitabın çevirmeni ise Füsun Doruker.

Sözlüğün ortaya çıkış hikâyesini geçmişten geleceğe bütün ayrıntılarla işleyen kitap, Minor ve Murray ikilisinin inanılmaz ilişkisini, onların kelimeler üzerine yaptıkları yazışmaları ve daha pek çok şeyi barındırıyor.

Simon Winchester olayın tanıklarından üniversite arşivlerine, müzelerden Broadmoor’daki kayıtlara kadar çok geniş bir araştırma sonucunda kitabı yazmaya başladığını belirtiyor. Kitabı okurken bilgi bolluğunu hissediyoruz ancak bu anlatının dilini zorlaştırmıyor, gerek geçmiş hikâyelerde gerek sözlüğün hazırlanış sürecinde tuhaf bir merak duygusuna kapılıyoruz.

Bitirmeden, Deli ve Dâhi’nin 2019’da The Professor and The Madman adıyla sinemaya uyarlandığını da belirtmek gerek. P. D. Shemran’ın yönetmenliğindeki filmin başrollerinde ise Mel Gibson ve Sean Penn yer alıyor. Çok enteresan bir hikâye bu; hem filmine hem kitabına bakmakta fayda var.

Okan Çil