Roza Alkan

Bebeğimi gördünüz mü?

Kucağımdaydı. Gözümü açtım, yok. Açmasaydım keşke. Belki hala kucağımda olacaktı. Gitmiş. Kendi başına nasıl gidebildi ki? Daha önce bensiz hiçbir yere gitmemişti.

Kim, niye götürsün? Dedim ya, kucağımdaydı. Emziriyordum. İçim geçmiş herhalde. Yoksa oracıkta niye uyuyayım? Bak şuradaki ağaç, görüyor musun? Yabani elma. Gövdesine sırtımı dayayıp emzirdim. Bekledim tabii. Geri gelir de beni bulamaz diye. Gelmedi. Geçen sefer çitin yanındaki şu meşe ağacına yaslanmıştım. Çok tırtıl vardı. Biri elbisemin içine girmiş. Huylanırım. Çıkarmaya çalışırken ezmişim. Vıcık vıcık oldu. Yemek yiyemedim iki gün. Sütüm kesilmesin diye zoraki yiyordum zaten. Bak memelerime, kupkuru. Geri gelince aç kalacak bebeğim.

Yok. Eve gidemem. Bebeğimi bulamadan gidemem. Oraya da gidemem. Annem ölmüş. Hatırlamıyorum. Ben yokken ölmüş olmalı. Orda olsaydım hatırlardım. Abim kızar hem. O da sevmiyor artık beni. Zaten ilk o bıraktı beni sevmeyi.

Geçen yıl çok meyve verdi. Yabani elmayı diyorum. Koca bir torbayı ağzına kadar doldurdum. Karnım burnumda olduğu halde sırtlayıp götürdüm eve. Ekşi elma suyu istiyordu canım sürekli. Anlamıştım kız olacağını.

O zaman da çok kızmıştı bana. Hep kızdı. Yine kızacak. “Ben demiştim” diyecek. “İki tavuğu emanet et, akşama sağ çıkmazlar demiştim” diyecek. Bu kadar çok korkmasaydım keşke ondan. Abimden de korkuyorum. İlk o korkuttu beni zaten. Benim suçummuş gibi. Bağırdı. Kapattı kapıyı. Dışarda kaldım. Geceydi. Annemin penceresini tıklattım. Ağladı. Ağladı ama yine de açmadı kapıyı.

“Annen bile seni istemedi” dediğinde üzüldüm en çok. Sen de istemeseydin keşke diyemedim, bana yaptıkların yüzünden annem de abim de istemedi beni diyemedim. Üzülünce ağacın altında oturdum hep. Evde ağlayamıyordum. Oğlum görür diye. Anlıyor bazı şeyleri artık. Dört yaşında.

Sesleri duydum tabii. Duymaz olur muyum? Sulama kanalına doğru koştular. Korkmuştu herkes. Ağladılar. Ama sudan çıkardıkları benim bebeğim değildi. Bebeğim emekleyerek o kadar uzağa gidemez. Bağırdı bana yine. Kötü şeyler söyledi. Duymadım ama anladım. Ağladı. Çok ağladı, böğüre böğüre ağladı. O topal haliyle bana doğru koşmaya başladı. Tuttular. Keşke tutmasaydılar. Abim gibi kapıyı kapatacağını anlamıştım. Komşu aldı beni içeri. Banyoya götürdü. Yıkadı beni. Vücudumdaki yaralara baktı, ağladı. Yok, dedim. Acımıyor.

Aramaz mıyım? Ertesi gün de aradım bebeğimi. Yabani elma ağacına gittim. Bekledim, gelmedi. Her gün gittim. Her gün. Kar yağdı. Bekledim. Bekledim. Bekledim. Bu yıl da çok elma verdi. Toplamadım ama. Canım istemiyor artık ekşi elma suyunu.

Yok, eve girmeme kızmıyor artık. Dışarı çıkmama da. Oğlumla dışarı çıkmam yasak ama. Onun da başına bir felaket getirirmişim. Çıktım ama. Evde yoktu. Cadaloz annesi de yoktu o gün. Oğlumla birlikte ararsak bebeğimi bulurum belki dedim. Kardeşini sormuyor artık. Unutmuş. Unutsun istemiyorum. Bir kardeşi olduğunu bilsin. Ona tutunsun. Hızlı hızlı çıktık evden. Kimse görmesin diye. Oğluma kardeşini aradığımızı söylemedim. Bulunca sürpriz yapacaktım.

Baktım, her yere baktım. Çalı diplerine, taşların arasına, kayaların altına, yerdeki yaprakları ayaklarımla savurdum. Yok. Yoktu. Çok hızlı yürüdüm. Oğlum hep geride kaldı. Elini tuttum. Büyümüş eli, fark etmemişim hiç. Hızlı hızlı yürüyünce ayakkabısı çıktı. Giydirdim. Ağlayasım geldi yine. Ayakları da büyümüş. Saçını okşadım. Gözlerine bakmadım hiç. Baksaydım tutamazdım gözyaşlarımı. Aramaya devam ettim tabii. Hava hafiften kararmaya başladı. Gelmiştir eve şimdi. Oğlumu aldığımı anladıysa küplere biner. Daha çok döver. Kapıyı kapatır yine. Oğlumu eve bırakıp tek başıma devam edecektim aramaya. Mezarlığın içinden geçen yola saptım. Çabuk varalım eve diye.

Oradaydı bebeğim. “Bak,” dedim, “kardeşin burada yatıyor.”

Afalladı. Bir bana bir küçücük mezara baktı. Ağladım. Daha önce hiç ağlamadığım kadar ağladım. Evet, biliyorum, çok korktu ama tutamadım kendimi. O da ağladı. Sımsıkı sarıldı bana. Hatırlamak çok acı. Karardı her yer iyice. Eve götürdüm oğlumu. Ben girmedim içeriye. Yok, kapı açıktı. Ama girmedim. Bir daha hiç girmedim.

Roza Alkan