Devrim Horlu

anne bak
yine allah’ın her şeyi bildiği günlerden geçiyoruz
senin son lokmayı yuttuktan sonra
“bugüne de şükür” dediğin günlerden
çabalardan ve sgk primini
asgari ücretten yatıran
patronlardan geçiyoruz

bunu bana kimin öğrettiğini bilmiyorum
ellerimi ağladığımda
ağzımı koştuğumda öğrendim
ama bunu bilmiyorum
çağırıyorlar beni
sıradan ayrılıp başka bir sıraya giriyorum
bağlıyorlar beni
kollarım acıyor
ama bunu dert etmediğim günlerden geçiyoruz

anne bak
yine ekonomik bir darboğazdan geçiyoruz
bazı para birimlerinin adını
birbirimizin adından
daha iyi bildiğimiz bir dönemden
maaş yatmasını iple çektiğimiz
ve kredi borçlarını ödemek için
girdiğimiz bankamatik sıralarında
terlediğimiz günlerden geçiyoruz

parti mitinglerinde bas bas bağıran
kalın sesli şarkıcıların “şey”leriyle giriyor
çocuklar matematik derslerine
ben onlara “şey” diyorum
kimi şarkı diyor kimi türkü
kışlalarda içinden kıl çıkan sebze yemekleri
hâlâ postallar ve emredersiniz komutanımlar
kadınlar
ellerinde mor pankartlarla gelip
her şeyi değiştirsinler istiyorum
başkalarının hesabına utanmaya
takatimizin kalmadığı günlerden geçiyoruz

anne bak
yine arabesk şarkıların
içimizi çizdiği zamanlardan geçiyoruz
güllü’yle ferdi’ye hâkim olduğumuz
o çirkin günlerden
keman sololardan ve darbukalardan
sevenlerin kavuşamadığı
yeşilçam senaryolarından geçiyoruz

bunu bana kimin öğrettiğini bilmiyorum
dilimi dişlerimden
kulağımı öğretmenimden öğrendim
ama bunu bilmiyorum
bana girmem gereken hizaları
tahta cetvelle gösteriyorlar
bir sınavdan çıkıp diğerine giriyorum
aklımı paslı çivilerle hizalıyorlar
üzerinde konuşanların yazdığı
kara tahtaya
tüm bunları
çamaşır suyuyla yıkayıp da
unutmak istediğim günlerden geçiyoruz

anne bak biz geçiyoruz

Devrim Horlu