Murathan Mungan’ın düzyazılarını bir araya getiren “Evrak Çantası” Metis Yayınları etiketiyle 13 Mayıs Cuma günü kitapçılarda olacak.

Tanıtım bülteninden

Evrak Çantası, Murathan Mungan’ın düzyazılarını bir araya getiren kitapların sonuncusu. Kurgu ve kitaplaştırma mantığıyla özellikle Güne Söylediklerim, Hayat Atölyesi ve Tuğla ile süreklilik gösteren Evrak Çantası, 11 yazıyı bir araya getiren beş “göz”den oluşuyor:

“Deneme kitaplarımın her biri kendinden öncekiler ve kendinden sonrakiler arasında, yazı yaşamım boyunca yöneldiğim farklı ilgi alanları, ardına takıldığım temalar, söz almak istediğim konular, kişisel meraklarım konusunda iç bağlantılarla çatılmış bir süreklilik oluşturarak bir yazar olarak düşünce dünyama ilişkin bir profili bütünlüyor.”

İÇİNDEKİLER

Önsöz
Çantanın Gözleri

I
Sokak Gezen Şiirler
Düş ve İmkân Odağında Gülten Akın Şiiri

II
İstediler Yazdım
“Bilinmeyen Doğu”nun Bilinen Musa Anter’i
Sevgili Osman Kavala
Zamanı Onaran Şule Gürbüz İçin
Vesikalık Fotoğraf

III
Kötülüğün Sarışın Doğası
Doors’un Kapılar’ı
7 x 7

IV
Edebiyat Mutfağı
Mutfaktaki Tarih
Edebiyatımızda Pisboğazlar – III
Şişman Rıza Efendi

V
Sonraki Adımlar
Çavuşun Sırrı
Kalecinin Penaltı Ânındaki Endişesi

Murathan Mungan, 21 Nisan 1955 İstanbul doğumlu. Mardinli. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. İlkin çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve şiirleriyle görünen yazarın ilk kitabı 1980’de yayımlanan Mahmud ile Yezida‘dır. Daha çok şiirleri, hikâyeleri, roman ve oyunlarıyla tanınan Murathan Mungan aynı zamanda radyo oyunu, film senaryosu, şarkı sözü yazdı. Çeşitli alanlara dağılmış yirmi yıllık çalışmalarından yaptığı özel bir seçmeyi Murathan ’95‘te topladı. Dünya edebiyatından öyküleri, denemeleri bir araya getirdiği seçkiler hazırladı; çeşitli yazı ve denemelerini kitaplaştırdı. 2000 öncesinde çıkardığı tüm şiir kitaplarını içeren 13+1 toplamından sonra 2002 yılında yedi öykünün yedi kitapçık olarak bir kutu içinde yer aldığı 7 Mühür‘ü yayımladı.

2005’te, “ellinci yaşı” için hazırlanmış özel bir basım olarak yayımlanan Elli Parça, Mungan’ın ileride kitap olarak yayımlanacak dosyalarından farklı türlerde parçalar içeriyordu. Değişik kitaplarından seçtiği şiir ve öykülerini Doğduğum Yüzyıla Veda, Doğu Sarayı gibi her biri ayrı bir bağlam gözetilerek hazırlanmış seçkilerde topladı. Kürtçeye çevrilen şiirlerini bir araya getiren Li Rojhilatê Dilê Min (Kalbimin Doğusunda) kitabı Türkçe-Kürtçe olarak çift dilde basıldı. Büyümenin Türkçe Tarihi, Bir Dersim Hikâyesi gibi çeşitli yazarların katkılarıyla biçimlenen bağlamsal seçkiler hazırladı.

Kitaptan tadımlık bir bölüm

Önsöz, Çantanın Gözleri, s. 9-10

Çocukluk yıllarımın önemli bir nesnesi olarak hatırladığım “evrak çantası”nın gözleri olurdu. Evde, babamın yazıhanesinde masanın üstündedir, ya da hemen yanında, yerde, bir koltuğun, bir sandalyenin üstünde. “Çantanın gözlerinden birindedir…”, “Ön gözüne koymuştum oraya bak!..”, “Bence bu çantayı alalım, bak ne çok gözü var…”

Sıradan gündelik konuşmaların yıllara yayılan yankısında çağrışımlarla hatırlanan anısı sizde kalmış evrak çantaları.

Sonrası yıllar. Dünyaya söylemek istedikleriniz. Zamanla sizde biriken sözler, düşünceler. Dosya, çekmece, raf. Yazılar, müsveddeler, daktilo kopyaları, karbon kâğıtlar, parmak uçlarını karartan daktilo kopyalarının yerini alan temiz çıktılar. Masa üstü: Zımba, delgi, düzeltmeler, üstü çizilenler, derkenar notları, yazıların son hali. Bir kitaba girene kadar dosyasında, çekmecede, rafta, aklınızın bir köşesinde bekletilenler… Senin zamanını bekleyenler, kendi kıvamını bekleyenler… Yazarın kendi düşünce dünyasının ve içinden geçtiği devrin kaydını tutmasının tanığı bir metafor, bir sembol olarak evrak çantası, bir bakıma kişisel belleğin gözlerinde saklanan nice şey.

Bu kitapta yer alan yazıları bir araya getirirken aklımdan geçenleri bu ve benzeri çağrışımlar, düşünceler tetiklemişti. Sonrası farklı alanlara ilişkin, çeşitli nedenlerle kaleme alınmış elde biriken yazıları bir çantanın gözlerine yerleştirir gibi beş gözden oluşan bu kitaba yerleştirmeye kalıyordu. Elinizdeki kitap önceki deneme, düzyazı kitaplarım içinde bir yanıyla Tuğla’yı, bir yanıyla Güne Söylediklerim’i, kitaplaştırma biçimiyle de Hayat Atölyesi’ni andırıyor olabilir. Saydığım her kitabın hem kendi içinde, hem de diğerleriyle aralarında bir iç dikiş sürekliliği, bir astar benzerliği görülebilir. Hayat Atölyesi’ndeki “İstediler Yazdım” başlığı altında yer alan yazılar gibi bu kitaptaki bölümde de bir istek üzerine yazılan yazılar yer alıyor. Bu kitabın üçüncü bölümünde yer alan, iki soruşturmaya verilen yanıtlar Hayat Atölyesi’ndeki “Sordular Söyledim” bölümüne benzer bir bölüm oluşturuyor. Kitabın “Edebiyat Mutfağı” başlığı taşıyan bölümü Tuğla’da aynı başlık altında yer alan yazıların devamını içeriyor. Gene Tuğla’nın son bölümünün adı “Sonraki Adımlar”dı. Evrak Çantası’nın aynı başlığı taşıyan son gözündeki yazılar da öyle. Kitaptaki her göz yaşamla kurduğum ilişkide başka bir tanıklığımı belgeliyor.

Deneme kitaplarımın her biri kendinden öncekiler ve kendinden sonrakiler arasında, yazı yaşamım boyunca yöneldiğim farklı ilgi alanları, ardına takıldığım temalar, söz almak istediğim konular, kişisel meraklarım konusunda iç bağlantılarla çatılmış bir süreklilik oluşturarak bir yazar olarak düşünce dünyama ilişkin bir profili bütünlüyor.

Ben çantanın gözlerini yerleştirdim, şimdi açıp içine bakmak size düşüyor.