İthaki Yayınları’nın Nisan ayı kitapları arasında yer alan İlhan Durusel’in Otlar Çağırıyor başlıklı deneme kitabı okuruyla ikinci kez buluştu. Daha önce Aylak Adam Yayınları tarafından basılan kitaba çeşitli düzenlemeler ve eklemeler yapıldığını görüyoruz. Beyza Ertem’in editörlüğü yürüttüğü, Hasret Zerkinli’ninse okur için son hâlini hazırladığı Otlar Çağırıyor’da, eski edisyonundaki on dokuz yazıya ek olarak beş yazı daha yer alıyor. Kitaptaki yazıların büyük çoğunluğu, kitap-lık, Mesele, Öykü Gazetesi gibi edebiyat yayıncılığımızın önemli ortamlarında daha önce okurla buluşmuş yazılar. Hepimizin üzerinde hemfikir olacağı üzere, dergilerin sayfalarında kalan her yazı unutulmaya biraz daha meyilli. Otlar Çağırıyor’la İlhan Durusel, kendi yazılarını derli toplu olarak önümüze bırakıyor ve unutulma ihtimalinin de önüne geçiyor.

İlhan Durusel’in Papirüsleri

Yazının başlığını “İlhan Durusel’in Papirüsleri” koymamın nedeni, İlhan Bey’in mesleğinden kaynaklı. Her kurgusal eserin, içine otobiyografilerden birtakım sızıntılar aldığını kabul etmemiz gerekir. Kitabın, bir deneme kitabı olarak ortaya çıkmasından yola çıkarak, bir kurgusal eserdeki otobiyografik izlerden daha fazla etkilenmesi olasılığını göz önünde tutmak gerekiyor. Ayrıca kitabın hemen başında, yazarın kelimelerle kurduğu, oyunsulaştırdığı ifadelere dikkat etmek, aslında kitabın içindeki dilin kullanıma ilişkin de bir öngörüyü de bize sunuyor:

ben/de/de/nedim
-ben de denedim
-bende de nedim
-ben dede nedim

İlhan Durusel’in Ege Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirmesi, Pensilvanya’da Lehigh Üniversitesi Kütüphanesi’nde çalışması, burada çalışmak için kütüphanecilik alanında eğitim görmesi ve çeşitli hizmetiçi eğitimlerle çeşitli kütüphanelerde bulunması, kitapların içinde olmayı sevmesi ve şairliği, Otlar Çağırıyor’u deneme türünden zaman zaman makale türüne, zaman zamansa şiire yaklaştıran bir forma sokuyor. Yazılarının konularını tasnif ettiğimizdeyse anı, araştırma, şiir türüne yaklaşan yazıları görmek mümkün. Kitabın editörü Beyza Ertem’in kaleme aldığı “Otlar Çağırıyor Yeniden” başlıklı önsözde de, kitabın arka kapak yazısında da bu niteliğe değiniliyor:

Otlar Çağırıyor’u bir “denemeler toplamı” olarak tanımlamak, ne kadar yerinde olur bilmiyorum. Söz konusu İlhan Durusel olduğunda, hiçbir metni türsel kalıpların içine hapsetmemek gerekiyor. “Amacından uzaklaştığı çok yer oldu yazının, görkemin yarattığı coşku dilimi dolaştırır benim,” diyor ya kendisi, tam da öyle. Diyebilirim ki, bu kitap, nitelikli bir yazarın olduğu kadar, nitelikli bir okurun elinden çıkmış yazılardan oluşuyor; İlhan Durusel’den ziyade okur İlhan’ın. Gezen, gören, merak eden, araştıran ve paylaşan İlhan’ın. Bana sorarsanız, en çok “fark eden” İlhan’ın. Paylaşmak için bilmek, bilmek içinse önce fark etmek gerekir çünkü.” (Otlar Çağırıyor, s. 9)

“Otlar Çağırıyor”un Türkçesi

Türkçenin yoğunlukla konuşulduğu bölgenin dışında bir Türkçe konuşanın, zaman içinde dil pratiğinin ve kelime dağarcığının azalması beklenir. Ancak İlhan Durusel’in denemelerinde zengin bir Türkçe olduğu aşikâr. Elbette ki niyetim, bu sığ görülebilecek değerlendirmeyi yapmak değil. Kastettiğim şey, dil ve kültür ilişkisine temas ediyor. Durusel’in eserinde Türkçenin farklı bir kültür dairesindeki sesini işitiyoruz. Bir başka ekosistem içinde Türkçe nasıl konuşulurdu? Anlamsal açıdan kastettiği noktalardaki geçişler nasıl? Bambaşka bir entelektüel ve sosyal hayat içindeki Türkçenin barındırdıkları neler olurdu? Bu ve bunun benzeri soruların cevabı Otlar Çağırıyor’da bulunabilir. Örneğin Türk yazın tarihindeki, önemli galat-ı meşhurlardan, yazar adaylarının muhtelif sayılarda kuş ve çiçek adları bilmeleri öğütlenir. Ancak Durusel’in “Kuşbakışı Kuzey Amerika Kuşları” yazısında olduğu gibi, bir kuşun peşine düşme gereksinimi görmeyiz. Birkaç cümle önce ifade ettiğim dilin bir başka bağlamda yaşamasına ilişkin bir alıntıyı yine aynı yazıdan alabiliriz:

Sözü kendime getirmek amacım: Benim de elimden kuşlar geçti zamanında. Şimdi çalıştığım kütüphanede elimden geçiyor ikide birde Audubon’ın kitabı. Dilleri olsa da anlatsalar nasıl bakar dururum hacı leyleklere, kınalı kekliklere, başkalarına, başka dilde, başka şeyler anlatırken. “Allı turnam” diye bir türkü geçer aklımdan tam o sayfayı çevirirken. (Otlar Çağırıyor, s. 82)

Okurları için Papirüs Notları

İlhan Durusel’in yazıları hem kültürel belleğimiz için hem de yazın tarihimiz için önemli noktalara sahip. Söz gelimi tasniflendirirsek, “Bir Mühendislik Ağıdı: Erenköy Hastanesi için Bulaşıcı Bir Aşı” isimli yazısı, savaş dönemi mimarisi açısından önemli bilgiler sunmakta. “Cilt Mütehassısı Haziran, Cilt Hastası Eylül” isimli yazısında da mücellitlerde kitap kapakları hazırlanırken yapılabilecek ufak hataların ortaya çıkardığı tasnif sorunu karşımıza çıkıyor. “Bir Tabak İlhan”, “100 Soruda Fethi Naci”, “Parnas Dağına Parnas Dağına”, “Amerikan Şiiri’nin Bitki Örtüsü: Çimen Yaprakları” yazılarıysa, edebiyat tarihlerinde yazmayan anekdotları içeriyor ve meraklı okur için bir hazine değeri taşıyor.

“Zamanında, dizgiciler basılmak üzere ellerine verilen elyazmalarında gördüklerini aynen dizsinler, değiştirmesinler diye okuma yazma bilmezlerden seçilirmiş; sanmak, zannetmek tehlike sayılırmış o zamanlar demek. Demek ne eğlenceli şeyler kaçırmışlar!” (Otlar Çağırıyor, s. 57)

İlhan Durusel’in Otlar Çağırıyor’da okurla paylaştığı deneyim, bir aydının bir dili başka bir atmosferde ve kitapların arasında yaşama bilinciyle ortaya çıkmaktadır. Kitapta yer alan yirmi dört yazıda da bu deneyimin izleri görülür. Otlar Çağırıyor için son olarak söylenebilecek en kesif ifade şudur: Türkçedeki bir başka bilinç.

Kerim Karayel

Fotoğraflar:

“İlhan Berk’in kitaplığımdaki resimli tabağı” (“Bir Tabak İlhan”, Otlar Çağırıyor, s. 106)

“Amerikan Flamingosu” (“Kuşbakışı ‘Kuzey Amerika Kuşları’”, Otlar Çağırıyor, s. 83)