Edebiyat ortamımız, ülkemizin hali pür melalinden farklı değil. Yani, kaos hâkim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az vesaire. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?

Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştık. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz.

Merve Özgenli Çelik

Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti?

Okumayla hemhâl olan birinin yolunun yazmaktan geçmesi genellikle kaçınılmaz oluyor. Benimki de öyle… Harflerle, kelimelerle dostluğum uzun yıllara dayanıyor. Okumayı hep çok sevdim. Okula henüz başlamadan çevremdeki yazılara karşı oldukça ilgiliydim. Okuma fişlerinden önce gazete manşetlerini okudum. Okumak için okulu bekleyemedim. Öyle bir sevgi 🙂 Yazma serüvenim ise çok daha sonra. Yazma ile alâkalı aldığım olumlu, güzel geri dönüşler beni bu konuda çok teşvik etti. Yoksa kitap çıkarmaya cesaret edemeyebilirdim.

Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?

Aslında farklı türlerde yazmaya başladım. Ama kendimi nesirde, nesir özelinde de deneme ve öyküde daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Şimdilik öykü ağır basıyor. Bu türü okumayı da yazmayı da çok seviyorum. İlerde ne olur net bir şey söyleyemiyorum.

Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler çektiniz?

Öykülerim uzun zamandır Hece Öykü’de yayımlanıyordu.  Öykü dosyamı da öncelikle Hece’ye sunmak istedim.  Onlar da dosyamı kitaplaştırabileceklerini söylediler. Benim yayımlama sürecim bu anlamda çok çok sancılı değildi. İlk kitap için bekleme süremin bu sürecimi kolaylaştırdığını düşünüyorum. İlk öykü yayımlandıktan sonra geçen sekiz yıl pek kısa bir zaman değil. Ama herkesin yolu ve süreci farklı bunu da belirtmiş olayım.

Kitabı yayıma hazırlama sürecinde size yol gösteren, yardımcı olan bir editörünüz oldu mu?

Kitabımın editörü Ali Karaçalı. İncelikli okumalarıyla kitabın son hâlini almasında çok desteği oldu sağ olsun. Editörüm Ali Bey’e ek olarak yazı dünyama katkılarıyla bana öykü yolculuğumda destek olan Necip Tosun, Abdullah Harmancı, Handan Acar Yıldız ve Mehmet Kahraman’a da bu vesileyle tekrar teşekkür edeyim. Çalıştığınız alanda ehil isimlerden destek görmek çok önemli.

İlk kitabınızla hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz ne buldunuz?

Pek bir şey değişmedi. Büyük beklentilerim de yoktu esasında. Ama kitabın baskılı halini görmenin bu kadar harika bir duygu olduğunu hayal etmezdim. “Huzursuz Kalp Sendromu” ilk göz ağrım bu muhteşem hissi tatmama vesile oldu diyebilirim.

Telif aldınız mı?

Evet aldım.

Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?

2014 yılında Mahalle Mektebi’nde ilk öyküm yayımlandı. İlk kitabımın tarihine kadar mutfakta sekiz yılım geçmiş. Benim açımdan çok kıymetli bir zaman. Dergilerin edebi hayatıma dair gelişimimdeki payı büyüktür.

Kitabınız yayımlandıktan sonra yakın çevrenizin, okuma-yazma uğraşınıza ilişkin tavırlarında değişiklik oldu mu? Yazıyla ilişkinizde ciddi olduğunuza ikna oldular mı? Kitap size bu anlamda bir özgürlük alanı kazandırdı mı?

Yakın çevremdeki herkes okuma konusundaki istikrarımı bilir. Yazı hayatıma dair geçmişim de pek yeni sayılmaz. Bu anlamda çevrem açısından kitabımın çıkması da beklenen bir gelişmeydi açıkçası sürpriz olmadı.

Peki, bundan sonra?

Okumaya, yazmaya ve en önemlisi yaşamaya devam.