“Çıtır Çıtır Felsefe dizisinin ilk kitabı “İyi ve Kötü” Fransa’da 2002 yılında, Türkiye’de ise 2006 yılında yayımlandı. Aradan geçen yirmi yılda kitap sayısı ve çevrildiği diller, buluştuğu okur sayısı giderek artıyor. Alınan bu yanlış karara karşın artmaya da devam edecek.”

Brigitte Labbe’nin yazdığı, Fransızca aslından Azade Aslan tarafından çevrilen, Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan Çıtır Çıtır Felsefe dizisinin iki kitabına yönelik sosyal medyada ve bazı basın organlarında başlatılan linç kampanyası, maalesef sonuç verdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun 24.06.2022 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla serinin yedi kitabı (Aşk ve Dostluk, Beden ve Akıl, Cesaret ve Korku, Diktatörlük ve Demokrasi, İyi ve Kötü, Küçükler ve Büyükler, Oğlanlar ve Kızlar) muzır ilan edilerek bu kitapların yalnızca 18 yaşından büyüklere poşet içinde satılmasına karar verildi.

Brigitte Labbe, çocukların eğitimine ve gelişimine sunduğu katkılardan dolayı 2019 yılında Fransa Eğitim Bakanlığı tarafından ülkenin en yüksek devlet nişanı olan Legion d’Honneur ile ödüllendirilirken yarattığı Çıtır Çıtır Felsefe dizisinin ülkemizde muzır neşriyat kapsamına alınıp yalnızca 18 yaşından büyüklere satılmak üzere poşete sokulması kabul edilemez bir yanlış. Bu kitapların içerisinden bağlamından kopartılarak seçilen örnekler, çocukları yetişkinlerden gelebilecek suistimallere karşı uyarmayı, iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı genellemelerden kaçınarak aktarabilmeyi amaçlamaktadır. Tüm yabancılar kötü olmadığı gibi, tüm yakınlarımız da iyi değildir. Sarılmak güzeldir ama bazı sarılmalar bize kendimizi kötü hissettirebilir. Bunları listelemek, çocuklara çarpım tablosunu ezberletir gibi öğretmek nafile bir çabadır. O halde öncelikli ve de kıymetli olan çocuklara düşüncenin kendisini bir filtre olarak kullandırtma becerisini kazandırabilmektir. Çıtır Çıtır Felsefe dizisinin amacı ve niyeti de tam olarak bu.

Çıtır Çıtır Felsefe dizisinin geneline baktığımızda, her bir kitabın çocuk ya da yetişkin tüm bireyleri düşünmeye davet ettiğini kolaylıkla fark ederiz. Serinin yaratıcısı Labbe, mutlak bir doğruya erişmenin ya da onu aktarmanın peşinde değildir. Aksine öğrenim hayatı boyunca bilgiyi öğretmenden hazır şekilde almaya alışmış çocukları (felsefenin ruhuna uyacak şekilde) olanı biteni gözlemlemeye, her bir olayı kendi özgünlüğü içinde değerlendirmeye teşvik eder. Bu sayede birey, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hoşa gideni gitmeyenden bir şablona oturtmaksızın düşünce yoluyla ayıracaktır.

Brigitte Labbe

Brigitte Labbe, günün birinde hiçbir anlam bulamadığı için ara verdiği internet satışı ve ticareti işinden ayrılıp Sorbonne’da Felsefe dersleri almaya başladığında bu diziyi yaratacağını, pek çok dile çevrileceğini, tüm dünyada sevileceğini bilemezdi hiç kuşkusuz. O derslerde ilk kez düşündüğünü fark eden Labbe, düşünme eyleminin kendisine karşı duyduğu hazzı, çocuklara da aktarabilmenin peşine düştü. Yazdığı ilk kitap İyi ve Kötü bugün yirmi yaşında.

Serinin ilk kitabı İyi ve Kötü Fransa’da 2002 yılında, Türkiye’de ise 2006 yılında yayımlandı. Aradan geçen yirmi yılda kitap sayısı ve çevrildiği diller, buluştuğu okur sayısı giderek artıyor. Alınan bu yanlış karara karşın artmaya da devam edecek. Çünkü arkasında bilgi, deneyim ve sahicilik yatıyor. Brigitte Labbe yalnızca felsefi bir kavramı ele alıp ona dair örnekler vermiyor. Sahadan edindiği deneyimlerle hayata dair temel ve zor kavramları çocuklarla nasıl işleyeceğimize dair giderek genişleyen bir dağarı gerek katıldığı konferanslarda, gerekse kitaplarında cömertçe sunuyor. Bize de diziyi çocuklarla ve çocuklarla çalışan yetişkinlerle paylaşmak kalıyor. Zira dünya çocuklarının severek okuduğu, öğretmen ve ebeveynlerin rehber niteliğinde gördüğü bu seri iyi ve kötü, adalet ve haksızlık, gerçek ve yalan, güzellik ve çirkinlik, savaş ve barış, yaşam ve ölüm, beden ve akıl, şiddet ve şiddetsizlik gibi otuz iki kavramı ele alıyor. Her kitapta bir kavrama odaklanarak ona farklı açılardan bakıyor, gerçek yaşamdan yola çıkan örnek olaylarla hakkında konuşmayı mümkün kılıyor. Böylece çocuk, hap gibi kendisine aktarılan bilginin pasif alıcısı olmak yerine düşünmeyi, sorular sormayı, dinlemeyi öğreniyor. Bu sayede hoşgörülü ve zihni esnek yetişkinler olmaya giden kapılar da aralanıyor. İyi, kötü, doğru, yanlış dikte edilmediği, hayali düşmanlar yaratılmadığı takdirde farklılıklarla bir arada daha barışçıl bir dünyada yaşamak pekâla mümkün. Değişimi yaratan küçük adımlar, önyargılarından arınmış, karşısındakini anlamaya, dinlemeye, kabul etmeye gönlü olan bireylerden geleceğine göre serinin yazarı, danışmanı, dilimize kazandıran çevirmeni ve tüm yayınevi emekçilerine kalpten teşekkür ediyor, bu talihsiz olay nedeniyle bile olsa Çıtır Çıtır Felsefe dizisini hatırlatmayı borç biliyorum.

Tuğba Gürbüz