Sándor Márai ile tanışmam “İşin Aslı, Judith ve Sonrası” ile olmuştu. Bir dönem daha doğrusu bir durum hakkında üç kişinin anlatımı ile karşılaştığımız, olayları onların gözünden yorumladığımız bir kitaptı bu. Başrolde, kitabın adından da anlaşılacağı üzere Judith vardı tabii. Daha o zamandan Sándor Márai iyi bir insanlık hâlleri anlatıcısı diye düşünmüştüm. Yazarın hayatına bakınca bunda yaşadıklarının etkisinin büyük olduğu açık.

Sándor Márai, 1900 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda, bugünkü Slovakya’da doğmuş ve siyasi sebeplerle 1948’de Macaristan’ı terk ederek ABD’ye yerleşmiş. 1986’da vefat eden eşinin ardından, 1989’da intihar edene kadar ABD’de yaşamış ve Macarca yazmaya devam etmiş. Dalgalı bir hayatı olan Márai, ölümünden sonra Macaristan’ın en saygın ödülü olan Kossath Ödülü’nü kazanmış.

Sándor Márai

Yapı Kredi Yayınları tarafından ilk kez 2011 yılında basılan Buda’da Bir Boşanma, geçtiğimiz Haziran ayında ikinci baskısını yaptı. Aradan geçen on bir yıldan sonra, çoğu yerde baskısının bulunamadığı bu kitaba ulaşmak okurlar için müthiş bir haber.

Buda’da Bir Boşanma, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce Macar toplumuna ışık tutan, yine insanlık hâllerini anlatan derin bir roman. İki erkek ve bir kadın etrafında gelişiyor eser. Aslında olay örgüsü olarak bakarsak bir günden ertesi güne kadar geçen bir zaman söz konusu. Fakat biz asıl olaya gelene kadar karakterler hakkında detaylı bilgiler okuyoruz, özellikle ilk sayfalarda. Hâkim bir bakış açısıyla ve üçüncü kişi ağzından anlatılması bunu mümkün kılıyor. Yargıç Kristóf Kömives ile Doktor Imre Greiner arasındaki gerilim temel çatışmayı oluşturuyor.

İlk sayfalar boyunca Yargıç Kömives’in çocukluğundan itibaren nasıl bir hayat geçirdiğini, kuşaklarca hukukta uzmanlaşan bir ailede ama annesiz bir şekilde nasıl büyüdüğünü okuyoruz. Yazar bunları bilmemizi istiyor adeta. Yer yer bunu Tanzimat dönemi romanlarına yaklaşan öğretici bir üslûpla yapsa da Kömives’in okuyacağımız olaydaki tepkilerini anlayabilmemiz için geçmişini, mükemmelliyetçiliğini, geleneklere ve inancına bağlılığını bilmemiz gerekiyor. İdeal olanı yapma eğilimi onu yine öyle bir evliliğe götürüyor. Karşısında da okuldan arkadaşı olan fakat yıllardır görmediği doktor var. Eşinden boşanmak üzere olan doktorun bir sonraki günkü davasına yargıç bakacaktır. Yasaları ve gelenekleri temsil eden yargıcın karşısında aklı ve bilimi temsilen doktor duruyor. Tam bir zıtlıktan bahsedilmese de olaylara bakışlarını değiştiriyor meslekleri. Kövesinki gibi bir aileden gelmiyor Greiner, ailesi köylü ve fakir. Zorlukla okumuş ve nihayetinde doktor olmuş. Bu, onun hayatında sınıf atlama çabasının meyvesi, bir zafer hatta. Çünkü arkadaşı gibi aile yadigarı bir meslek kalmamış ona. Yazar burada ilginç de bir eşitsizlik kuruyor: Kömives’in aksine annesiz değil, babasız kalmış bir çocuk Greiner. Bu yönlerden karakterler Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey’le Râkım Efendi‘sini hatırlatıyor. Elbette olayların alakası yok birbiriyle fakat bu kadar farklı iki karakter yaratmak ve durumları da buna göre değerlendirmelerini sağlamak bizim edebiyatımızda da tanıdık olduğumuz bir teknik.

Greiner’ın karısı Emma, romanda üçüncü bir kilit nokta. Sekiz yıldır evli olan çift, şimdi boşanmak üzere ve romandaki zaman akışına göre dava ertesi gün görülecek. Ancak biz asla Emma’nın görüşlerine ulaşamıyoruz eser boyunca. Bu iki erkeğin, aralarındaki uzun konuşmaları ve hesaplaşmaları arasında Emma’nın ne düşündüğünü bilmek güzel olurdu. Fakat yazar bunu bilerek okura bırakmış. Aralarında keskin ayrımlar olan bu iki erkeği bir paydada birleştiren bu kadının ne düşündüğünü bilmemize zaten imkân yok. Ancak ikisi arasındaki hesaplaşma yine empati yapmamızı, durumlara başka açılardan bakmamızı sağlıyor. Sàndor Màrai bunu yapmada bir usta. Umarım yıllar sonra gelen bu tekrar basım, diğer kitapları için de önayak olur. Henüz yazarla tanışmamış olanlar için “Buda’da Bir Boşanma”yı özellikle tavsiye ediyorum. Aile, kadın-erkek ilişkileri ve birine güven duyma üzerine bir metin okumak isteyenler, bu çarpıcı eseri kaçırmamalılar.

Nagihan Kahraman