İnanç Avadit

Özden’e

Sen nereye gitsen gelsen,
Dursan yolların ortasında mortasında,
Sustasını açıyor bir bıçak,
Son bakışta helak,
Sen nereye varmaya ramak kalsan,
Orada bir başkasının eksik adımları,
Biraz önce geç kalmış gibisin kendine,
Bir başkasının hayallerinde yerin hazır,
Senden başka herkes sen olmak istiyor.

Çeşitli belirlenimler, çeşitli jestler, arzu, istihkak ve istiap hadleri tarafından kim olduğun ve gözyaşların, yani acı çekeceğin önceden tasarlanmış olduğu için…

Sen kimsin?
Dünyanın en eski yortusunda eğlenmiş gibisin,
Binyılların akşamdan kalması,
Kayalara izler bırakan parmakların,
Yüzün ekilmiş ilk tarlanın umudu,
İlk hasadın sevinci gülüşün,
Daha da eski…
Yakılmış ilk ateşten kalma bir is kokusu taşıyorsun,
Omzundaki yükte onur duyacak bir şeyler buldun,
Ardından utanç geldi,
Oysa kendinden başka ne varsa,
Yalnızca onu hissediyorsun,
Hikayenin,
Senin hikayenin,
Tam orta yerinde duran,
Kurucu cinayet,
Kan bölüştürüyor birbirimize.

Senin suçlarınla örülmüş bu dünyada tek yargı sahibinin de yine sen olmasına dair karar okunduğu için tutanaklarda…

Hiç yaralanmamış bir hayvan gibi tedirginsin,
Sıranın sana gelmesini bekleyen bir canlısın,
Karnın yumuşak,
Etin tedirgin,
Bekle,
Biraz bekle,
Az sonra bir tarihi yazmaya başlayacak ellerin,
Korkunç ağrılı bir tarihi hazırlayacak olan yine sensin.

Kılıcı tutan sen,
Sensin yerde yuvarlanacak baş,
Senin tekme atacak olmana dair ayaklarının altında duran sehpaya…

Hiç yargılanmamış bir suç gibi tedirginsin,
Dünyanın orta yerinde bir şenlik buldun,
Mut ve kan,
Kalp ve gün,
Kazaya inanarak daha önce hiç işlenmemiş bir suç işledin,
Meyveye karşı şüphen,
Yeşile ve toprağa,
Onaylanmış bir gökyüzünün altında,
Kapkara toprağında haklılığının,
Bir sen varsın en çok,
Bir sen yoktun en çok.

Geceler kapandı üstüne,
Yırtıcının gözleri parladığında,
Teninde bir seğirme,
Korkunun acı tadına alışan dilin,
Bir konuşma buldu bunun bir yerinde,
Suç ortağını tanıdın böylece,
Bir hikaye,
İlk mit,
Bir yerde başladın,
Yaşamdan başka bir gerçeğe,
Ölmek bildirildi sana,
Hikayenin bir sonu olduğu fısıldandı,
Ateş ve besin ve büyüdü beynin,
Dille bedende bulduğun kusurlu kale,
Seni senden saklayan,
Seni sana yalan söyleyen kara hapishane,
Sonsuz kusursuz bir zindan yarattın kendine.

Sen, akvaryumda doğmuş bir balıksın.
Seni kodundaki okyanusun acıtması hakkında…

İnanç Avadit