Amerikalı yazar Lauren Wolk’un yazdığı, dilimize Esma Fethiye Güçlü çevirisi ve Genç Timaş etiketiyle kazandırılan Yankı Dağı romanının, 11 yaş ve üzeri çocuklara hitap ediyor gibi gözükse de bir okur olarak beni de kendine çeken bir hikâyesi var. Yankı Dağı, karakterlerinin “Büyük Buhran” dedikleri bir dönem sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor, borsanın çöküşüyle herkes bu krizden etkileniyor, anlatıcımız Ellie ve ailesi de. Ellie’nin babası terzi, annesi ise müzik öğretmeni. Önce geçim sıkıntısı başlıyor, sonra işlerini kaybediyorlar. Bir süre sonra dağa yerleşiyorlar, burada yaşamak eskisinden de zor ve maddi gelirleri yok. Üstelik artık kimsenin terziye ya da müzik öğretmenine ihtiyacı yok. Roman kriz döneminin zorluklarını gerçekçi bir bakış açısıyla ama ajite etmeden anlatıyor.

Lauren Wolk roman boyunca pek çok konuya değiniyor. Çocuk kitaplarının suya sabuna dokunmayan kitaplar olduklarını ya da böyle olmaları gerektiğini düşünmüyorum elbette ama itiraf etmek gerekirse Yankı Dağı derinliği ve katmanlı yapısıyla beni biraz şaşırttı. Krizlerde insanların hayatlarından nasıl vazgeçtiklerini, çocukların sağlıklı beslenmeden ve eğitimden nasıl uzak kaldıklarını, göç etmenin etkilerini, arkadaşlığı, aile ilişkilerini anlatıyor, aynı zamanda bir kız çocuğunun toplumsal rolleri sorgulamasını da içeriyor. Tüm bunları oldukça yalın bir dille, kurgunun sınırları içerisinde, doğal bir biçimde yapmış yazar. Yankı Dağı gerçekçi bir roman ve hayatın acımasızlıklarını tereddüt etmeden aktarıyor, bununla beraber anlatıcımız Ellie’nin hayvanlarla olan bağı, hisleri biraz gerçeküstü çağrışımı yapıyor.

“Ama açlık insana her şeyi yaptırır. Üstelik ablanızın, kardeşinizin, annenizin ve babanızın açlığı gerçekten çok güçlü bir açlıktır.”

Herkes için zor olan bu koşulların ortasında yaşayan ailenin başına bir felaket daha geliyor. Ellie ile babası beraberken babası ciddi bir kaza geçiriyor ve komaya giriyor. Bu durum ailenin tüm bireylerini ayrı ayrı etkiliyor. Ellie’nin annesi tüm zor zamanlara rağmen müzikten kopmazken bu olaydan sonra bir daha mandolinini çalmıyor. Taşınma, yeni hayat, kaza ve babasının komaya girmesi derken Ellie’nin hayatında ona el yapımı hediyeler bırakan gizemli biri de var.

Ellie hem cesur hem de becerikli bir karakter. Babasından öğrendikleriyle doğadaki yaşamlarına en çok adapte olan kardeş üstelik. Ablası Esther annesiyle ev işlerine, yemeğe yönelirken Ellie, babasının yokluğunda babasının eksikliğini aratmamaya çalışıyor. Ancak Ellie’nin kazayla ilgili içinde tuttuğu bir sır var. Gerçekler başka olsa da herkes babasının yaşadığı kazadan dolayı biraz Ellie’yi sorumlu tutuyor. Babasının uykusu uzadıkça Ellie babasını iyileştirmek için çözümler aramaya başlıyor. Böylece romanda bir katman daha açılıyor.

Ellie’nin herkesin uzak durduğu hatta bazılarının cadı diye yaftaladığı otacı ile tanışması hem onun hem de otacının hayatında önemli değişikliklere yol açıyor. Otacı ona yardım edecek mi? Ellie’nin babası iyileşecek mi? Dağda hayat bundan sonra nasıl devam edecek sorularıyla okuyacağınız ilgi çekici bir roman Yankı Dağı. Peki ya Ellie, yaptıkları ne kadar doğru, hissettikleri, sorguladıkları… Romanın bizim yaşadığımız krize denk gelmesi, insanların da benzer sebeplerle yaşadıkları yerleri değiştirmesi ve bazı insanların eğitim, sağlık gibi koşullara ulaşamaması gibi örneklerle beraber Yankı Dağı, karakterlerin sağlam bir şekilde oturtulduğu, nitelikli bir roman. Üstelik Ellie’nin kendini keşfederken yaşadıkları ve otacıyla yaşadıkları diyaloglar okurun da kendisine sorular sormasına, yanıtlar aramasına yol açıyor; kitabın bu tarafıyla felsefi bir yönü de var. Esma Fethiye Güçlü’nün özenli çevirisiyle çocukların okumasını istediğim, onların zihninde yeni kapılar açacağına inandığım kıymetli bir roman Yankı Dağı.

Esra Karadoğan